İZAHİ MÜMKÜN OLMAYAN BİR YOLCULUK…
Durgun bir su üzerinde yalpalayan, yavaş yavaş süzülen, sarı - kızıl bir çınar yaprağıyım ben… Kurumuş, sararmış yüzüme berrak bir yağmur damlası düştü… Şeffaf bir inci tanesi gibi dupduru… Bir mercek misâli yüzümdeki hüznü büyüttü…Elemlerin görünmez çizgilerini gözler önüne serdi. Her çizgide bir keder nakışı…
O minicik damla, yaprağın üzerinde yavaş yavaş kaydıkça, deşifre olan bir bilmecenin çözümü gibiydi gören gözlere… O yaprak bendim, o yüz benimdi ama, onu kuşbakışı seyrederek çözen de bendim. Gözlerim, tepeden kendi içimi, iç âlemimdeki kederler yumağını yavaş yavaş çözüyordu. Girift bir karmaşayı, akan bir damla su yol yol aydınlatıyor, kendi acılarımla yüzleştiriyordu. Sessizce kayan yaprakta, benliğim ara ara acıyla kıvrılıyor, bazen sükûn içinde, bir sessizlik melteminde kayıyordu…Kimi zaman, o kurumuş damarlara, ışığı umut olan bir cansuyu yürüyor, kimi zaman canı çekilen bitkin bir vücut gibi sonsuzluğa akıp gidiyordu…
Bir adım attım, geceye ürkek,
Rûhumda buz dağlarının ürpertisi,
Ellerimi uzatıyorum,
Kapkara gece...
Dağların uğultusu kulaklarımda,
Önümde bir sürü kayalar...
Çılgın deniz, sâkin kıyı, iki uslanmaz âşık,
Yatarlar koyun koyuna, kolları hep dolaşık.
Kucaklamak için onu hiç durmaz koşar deniz
Öpülmekten kıyıların gerdanında binbir iz.
Usuldan bir mızrap sesi söyler aşkı ağlar gelir,
Dolanır bahçede güzel, karaları bağlar gelir.
Hüzzamdan dökülen nağme yavaş yavaş çağlar gelir,
Akşamlar kalplere hüzün tüllerini sarar gelir.
Seher yeli mor dağları kuytularda öper iken,
Sımsıcaktı elleri...
Buğu buğu gözleri,dumanı tüter gibi...
Dizlerim titrerdi, bakamazdım...
Yakamazdım içimin ateşini...
Tabular...Ah! Tabular:..
Yakamazdım...
Hadi,
Gel de yüreğimden vur beni,
Yangın yüreğimde,
Bir yangın yeri...
Hadi, gel de usul usul, vur beni...
Ne kurşundur acıtan
Sen, benimsin sandım.
Ben de senin...
Ellerim tuttu ellerini.
Sıcak, sevgi dolu, sımsıkı...
Gözlerim gözlerine dalardı hep,
Sevgiyi, aşkı gözlerinden okumak için...
Görünce atardı, çarpardı yürek,
Şarkılar, şiirler hep söyleyerek,
Anladım, ah seni unutmak gerek,
Şakıyan dillerim lâl oldu şimdi...
Deli gönül sana nasıl da kandı?
Bu hayâli bir an bozma, bozma ne olur,
Uyandırma daldığım o güzel rüyâdan.
Çiçeklerim açtı tozma, tozma ne olur,
Uyandırma daldığım o güzel rüyâdan.
Bak, göklere seninle ben açmışız yelken,
Bir çığlıktı bıçak gibi bölen zamanı,
İlk merhabaydı hayata,
Pespembe umutlarla gelen, öncesi.
Bir kâğıt külüydü, kıvrılıp döküldü zaman,
Bitiverdi yaşanan roman.
Yok gibi hepsi...




-
Hüseyin Erdoğan
-
Halenur Kor
Tüm YorumlarŞiirleriniz sevgi dolu duygulu biz okuyucularınızın gönül tellerini titretiyor gönül bahçelerinde rengarenk bahar açıyor ateşe veriyor gönül ovalarımızı sevgi seli olup basıyor Kuylutyorum
ABDÜLHAK HAMİT’İN ŞİİR TANIMI:
İnsan, bazı kerre, hatırına gelen bir hayali tanıyamaz, o kadar güzeldir.
Zihninde uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir.
Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir.
Bu acz ile bir feryad koparır, yahud pek karanlık bir şey söyler, ...