Uzat ellerini, uzat Yasemen,
Bırak saçlarını omzundan yere.
Bakışında mehtap, gözünde çimen,
Haykırsam sevgimi sana bin kere.
Bırak saçlarını omzundan yere,
Uzat ellerini, uzat Yasemen…
Kim ki bir yürek taşır, lebâleb sevgi dolu,
O, kazanır, kaybetmez, bilsin iki cihanda.
Kim ki çizerek gider, dosdoğru temiz yolu,
Huzurlu, rahat yaşar, dolup boşalan handa...
Sakınır yanlışlardan, doğrulardan alır haz,
Kaldır başını yavrum,
Utanma!
Utanmayı unutanlar utansın.
Yanarken tepelerinde bin mumluk ışık,
Görmeyenler gözleri açıkken,
El yordamıyla gidenler.
Küstüm şiirlere, sazlara küstüm,
Sana özlem dolu yazlara küstüm.
Her şey yavan sensiz, hazlara küstüm,
Boyna dolanmayan kollara küstüm...
Senin olmadığın rüyâya küstüm,
Elin, elimdeydi…
Omzunda başım…
Güneş, ikimizi de ısıtıyordu, gülümseyerek…
Gözlerin, güneşten daha sıcaktı…
Sıcacık…
Bakışların, içimi ısıtıyordu…
Bir yangın yerinde yürüyorum,
Küller uçuşuyor dört yanda…
Aralarında sönmemiş korlar
İçin için yanıyorlar hâlâ…
Acılar…
Kızıl korlaşmış renkleri küller arasında
Gitsem...
Gidiversem...
Uzaklara... Çok uzaklara...
Ayak izlerimin, adımlarımın kalmadığı ufuklara...
Suda yürür gibi...
Yok gibi...
Zamansız açmış bir gülmüş o. Baharlarda sürgün vermeden basmışlar üstüne. Sokulmuş bir köşeye, kaderine yanıp, o kuytu ve karanlık ortamda yaşamaya çalışmış. Onun gülen yüzünü görüp, gözlerindeki elemi görmemiş insanlar. Çünki, içinde hep o umuda sarılı cocuğu gülümsetmiş, yılmamış.
Birgün, bir ışık sızmış içeri. Sonra yüreğinden çağlayan sevgisiyle şakıyan bir bülbül sesi duymuş ki, irkilmiş. Dili öylesine cezbetmişki onu, güz de olsa, içindeki sakladığı o duyguları filizlendirivermiş bir anda, hiç anlamadan... Hep o ışığa dönmüş yüzünü. O ışıktan dışarı bakmış hep. Bülbül hergün gelip, usanmadan şakımış.Onu duydukça, sanki yeniden doğmuş binlerce kez...
Yüreğinde öylesine tomurcuklanmış ki sevgisi, kabına sığamaz olmuş. Ona doğru tüm kolları çiçek çiçek, umut umut uzanmış o aralıktan. Ve sıyrılıp o köşeden, bir sarmaşık gibi ona sarılıvermiş. Onun gücünü, kuvvetini alırcasına, sımsıkı... Ona acı verdiğini farkettiği zaman iş işten geçmiş. Artık, ne o, ne diğeri birbirinden ayrılamayacak kadar sımsıkı kenetlenmişler.
Onları ayırmak istercesine esen sert rüzgârlara direnmişler vargüçleriyle. Kalpleri birbirine öylesine kök salmış ki, tamamen koparılıp ayrıldıkları zaman yitip gideceklerini farkediyorlarmış. Sevgileriyle, birbirlerini yaşatabilmek için böylesine savaş veriyorlarmış. Birinden birinin vazgeçişi, ikisinin de sonu olacak, çok iyi biliyorlarmış. Gül, bu sevgiyi sonsuza kadar yaşatmak için her seher bir tomurcuk açmış, sevdâsını yüreğine gömüp, her seher içli içli şakıyan bülbülün sesini gözleri dolu dolu dinleyerek...
Mahşere kadar, hazin hazin...
Sen Geldiğin Zaman
Sen geldiğin zaman,
Çırpınırdı denizimde dalgalar,
Martılarım uçuşurdu
Bulutlarımda kanat kanat...
Bu kalbin ızdırabı yüzümde seziliyor,
Kırıldı paramparça, yerlerde eziliyor.
Nafakam bir lokma aşk, boynumda diziliyor.
Huzur satılıyorsa, almayı bilemedim...
Çırpınsam, nasıl etsem, hüzün yine kolumda,




-
Hüseyin Erdoğan
-
Halenur Kor
Tüm YorumlarŞiirleriniz sevgi dolu duygulu biz okuyucularınızın gönül tellerini titretiyor gönül bahçelerinde rengarenk bahar açıyor ateşe veriyor gönül ovalarımızı sevgi seli olup basıyor Kuylutyorum
ABDÜLHAK HAMİT’İN ŞİİR TANIMI:
İnsan, bazı kerre, hatırına gelen bir hayali tanıyamaz, o kadar güzeldir.
Zihninde uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir.
Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir.
Bu acz ile bir feryad koparır, yahud pek karanlık bir şey söyler, ...