Her ne ise...
Senden gelsin.
Ne gamsın
Ben eksiğim
Sen..tamsın.
Anlasana...
HİKÂYELER (4)
İŞARETİN BÖYLESİ
Güzel insanlarla gitmiş
Sohbet ile muhabbet
Bizden de bir hiç kalmış
Torunlarımıza emanet...
Bir hoşçakal demeden benden giderken,
Bahçe kapısından veda ederken,
Perdenin kenarından bakarım yola.
Bir elim havada, 'hoşçakal' der, amma...
Gözlerimden sen onu, 'gitme kal' anla.
Suskunluğumu unut, tut gözlerimi,
Sevgili dediğin İstanbul gibi olmalı.
Fatih'i bilinmeli, askeri bilinmeli.
Yüzyıllar öncesinden muştulanmalı,
Fetih namazı, Ayasofya'da kılınmalı.
Sevgili dediğin İstanbul gibi olmalı,
(Rahmetli Şemsi Yastıman'ın aziz hatırası önünde saygı ile eğilirim.)
Ölmez sağ olursam, bu yaz inşallah,
Memleketim Sarılar'a, gitmek istiyom...
Çayırdaki "kona"dan yapıp, bir külah,
Söğütlerin altında, yatmak istiyom...
İSTİYORUM
Mavi gök, temiz hava, yeşil yaprak.
Yanan soba, tüten baca, sıcak ekmek.
Bitsin güzel yurdumda, yakıp yıkmak,
Birlikte oturulup içilen, çay istiyorum.
Bu ne zindan umutlarım söndü mü?
Karanlıklar gül yüzünü gördü mü?
Yalın ayak dolaşırım yurdumu,
Etim ithal, sütüm ithal.
Yurdumda milletim ithal.
Bütün hikâyelerde amacımız
Ne kimseyi övmektir
Ne de kimseyi yermektir
Önemli olan kıssadan
Bir hisse almaktır
Maksadımız bu hikâyede
Zengine alınteri.
Fakirinse kaderi.
Çalışana veriyor,
Allah bütün zaferi.
Akıl, fikir, feraset,
Anadolu yaylalarında kara trenler.
Oflaya puflaya, nere giderler?
Raylarına kırağı düşmüş,
Gıcırtılı traversler,
Ak saçlarıma sitem ederler.
Sanki vagonları çilemi taşır.




-
Habip Altıok
Tüm YorumlarYorum ve eleştirilerinizi bekliyorum. Selam ve dua ile...