Bir bardak sıcak çayla bütün dertler silindi,
Yorgun düşen ruhuma gizli şifalar indi.
Masanın kenarında tüterken sisli duman,
Durmuş sanki sükutla akıp giden o zaman.
İçtikçe yudum yudum zihnim açıldı birden,
Kurtuldum yavaşça beni yoran her bir kirden.
Karanlık düşünceler uçup gitti boşluğa,
Gönlüm yelken açtı sürüklendi bir hoşluğa.
Bir çay molası verip hayatın telaşında,
Huzuru yudumla sen yalnızlık savaşında.
Gözlerimi kapayıp dinlesem sessizliği,
Unuturum içimde büyüyen o hiçliği.
Sükunet denizinde dalgalar yavaşlıyor,
Kafa çayı içince yeni bir gün başlıyor.
*
Demli çayın renginde kaybolmuş eski anı,
Ferahlattı bedeni, dinlendirdi bu canı.
Küçük bir cam bardakta toplanmış bütün huzur,
Yavaş yavaş dinerken içimdeki o kusur.
Zihin yorgunluğunu alıp götürüp akar,
Kafa çayı içenler aydınlık ufka bakar.
*
Düşünceler süzülüp ince süzgeçten geçer,
Ruhum bu dinginlikte en güzel yolu seçer.
Uzaklara dalarak yudumladım demimi,
Bir limana bağladım fırtınalı gemimi.
Hiçbir dert kalmaz artık şu kısacık anlarda,
İçten gülümserim o sessiz kalan yanlarda.
Çayın o sıcaklığı ısıtırken içimi,
Düzeltirim kafamda bozulan o biçimi.
*
Ne bir hesap soran var ne de bir yargılayan,
Sadece bir yudum çay ruhumu sargılayan.
Bulutların üstünde gezer gibi özgürüm,
Bu huzurlu masada artık yanmaz kömürüm.
Berraklaşsın zihnimde biriken o sorular,
Kaybolsun karanlıklar aydınlansın korular.
Her nefeste bir umut içime dolup taşar,
Kafa çayı bulanlar hep zorlukları aşar.
*
Derin bir ah çekerek demliği al eline,
Kapılma şu hayatın sürükleyen seline.
Çay bardağın tutarken ellerin ısınacak,
Kalbindeki kederler usulca aşınacak.
Camın ince sesinde yankılanır o şarkı,
Anlarsın ki kalmamış dertlerin hiçbir farkı.
Sadece sen ve çayın bu kadarı bir nimet,
Ruhunu dinlendirip kendine ver bir kıymet.
Kapatıp gözlerini düşünme sen yarını,
Bir bardak sıcak çayla doldur bütün karını.
Sakinleşen bedenin nefes alsın derinden,
Gönlündeki düğümler çözülsün hep yerinden.
Zaman sanki durmuştur, sayılmaz dakikalar,
Kafa çayı içene görünür harikalar.
Ne bir kaygı kalır bil, ne de yorgun bir bakış,
Bu çayın her damlası ruhuna zarif nakış.
*
Bırak kendi demiyle karışsın ince ince,
Dinlensin yorgun başın sen masaya geçince.
İçindeki sıcaklık yayılırken damara,
Ne bir telaş karışır ne de düşersin dara.
Gökyüzüne bakarak dalıp gidersin öyle,
Kalbindeki sırları sen rüzgarlara söyle.
Taze demlenmiş çayın o tarifsiz kokusu,
Dağıtır zihnindeki en karanlık kabusu.
Kimseye ihtiyaç yok, kendinle baş başasın,
Yeter ki kafa çayı hep masanda yaşasın.
Ne gürültü patırtı, ne de bitmez kavgalar,
Sakinleşip durulur içindeki dalgalar.
Buharı yükselirken bardağın kenarından,
Uzaklaşıp gidersin dünyanın hasarından.
*
Tavşan kanı rengiyle parlar ince bardakta,
Aşk ile demlenmiştir her yudum bu dudakta.
Zihnimin duvarları yavaş yavaş yıkılsın,
Bütün kederler gidip bir kenara atılsın.
Sadece huzur kalsın, bir de çayın nefesi,
Sussun o an içimde dünyanın sahte sesi.
*
Kafamı dinlemekten daha güzel bir şey yok,
Bu küçük cam bardakta bana sunulan şey çok.
Her süzülen damlası ferahlık verir cana,
Demini almış çayım en güzel dosttur bana.
Saatlerin anlamı kalmaz masamda artık,
Kaybolur bütün dertler o ruhumdaki yırtık.
En saf haliyle insan döner özüne böyle,
Kafa çayı keyfiyle, sen de huzuru söyle.
*
Son yudumu alırken gözüm dalar engine,
Dünya yeniden döner kendi asıl rengine.
Yıkanmış bir ruh gibi temizlendi tüm hisler,
Kaybolup gitti o an gönlümdeki tüm sisler.
Bir çay daha doldurmak ister içim derinden,
Bu tatlı sarhoşluğun kalkmak zordur yerinden.
Kendine dönmek için güzeldir kafa çayı,
Dinlendirip parlatır gökyüzündeki ayı.
Kayıt Tarihi : 2.09.2026 17:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!