Eskiden ricalarla dökülürdü kelimeler,
Şimdi gönülden gönüle köprü kuruyor her bir satır.
Bir "can suyu" değdi ya kuruyan umutlara,
Yüreğimde çiçek açtı, kalmadı artık hatır.
Yorgun bir gölge gibi peşimde bu dargınlık,
Aynadaki yüzüme bakmaya takatim yok.
İçimde yankılanan o derin pişmanlık,
Sanki ruhumda sönmez, zehirli birer ok.
Hoşlanmadım bu yolun karanlık girişinden,
Kıymeti kadri bilinmedi.
Nazını kimseler çekmedi.
Huyunu, suyunu kimse görmedi.
Yorgun mu düştün? sen hayata.
Umutlarımı çalmışlar gecelerce.
Uykusuz gözler, seni arar olmuş.
Sen her mevsimin, solmayan çiçeği.
Ve her mevsimin, solmayan yıldızı.
Geçti yıllar bilinmez içinde,
Bazen iyi, bazen de kötü...
Teraziye koysan yorgun yıllar ağır basar,
Kimseye ömrüm boyunca yaranamadım.
En ufak şeyde, yanlış anlaşılmaktan yoruldum.
Buda yapmaz dediklerimin, ağlatmasından yoruldum.
En çok sevdiklerimin, beni üzmesinden yoruldum.
Yoruldum hayat, hemde çok yoruldum.
Ben artık çok yoruldum,
Savaşmaktan, umut etmekten...
Bu sefer tamam diyorum;
Olmuyor, ne yapsam da olmuyor.
Kapalı kapılar, arkasında kalan umutlarım.
Fırtınada alabolara olmuş, geminin kaptanıyım.
Duvarlar, üstüme üstüme geliyor.
Gözlerim yaşlı, çok yoruldum dünya.
Benim rüzgarlarım, çok sert esiyor.
Yoruldum dünya senden,
Yoruldum sahte yüzlü insanlardan.
Yoruldum dili zehirli yalancılardan,
Ve uykuma küsen o uzun gecelerden.
Psikoloğum at kurtul diyor şaka gibi,
"At kurtul" diyorlar, dille söylemek kolay,
Sanki bir toz bulutu, sanki sıradan olay.
Bilmezler ki içeride fırtınadır her detay,
Yüreğin süzgecinden sızmıyor kara sevda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!