Dağlardaki kır çiçekleriydin sen.
Ahu gözlerin güneşle ışıldıyordu.
Sen papatyalardan daha güzelsin,
Doğanın tüm güzellikleri sendin.
Bir camdan bakıyorum, kocaman dünyaya.
Sabahtan, akşama kadar, bir camda.
Gün orda doğuyor, orda batıyor.
Gecelerim, o camda geçiyor sadece.
Gariban emekliye bir zam bile yok,
Promosyon verirler, içinde hayır yok.
Eve ekmek almaya parası kalmamış,
Hali perişan emekliyi düşünen yok.
"Bir vuslatın içinde çark gibi dönüyor hayatım.
Ben çabaladıkça battım, battıkça balçık oldu her yanım.
Bazı şeyler istesen de olmuyor.
Şimdi bir vuslatın içinde dönüyorum;
Vazgeçtim artık her şeyden,
Bugünümden ve yarınlarımdan.
Gözlerimde yaş kalmadı derinden;
Dayanamıyorum artık, tükendim.
Bazen bağ çözülür ama korku çözülmez…
O can koşamadı önce; çünkü hâlâ bağlı sanıyordu kendini…
Sonra bir ses duydu, güven veren bir ses…
Ve işte o an başladı özgürlüğe koşmaya…
Gözlerin, inci mercan gibiydi.
Seni çok sevdim,yalnız rıhtımlarda.
Gülüşü ile, güneş gibi doğan yarim.
Sevdan ile zamansız,mutlu olandım.
Bilinçaltı mahzen, duygular kaçak,
Dışa çıkamayan rüyaya sığınır.
Bu hayatın içi keskin bir bıçak,
Ruhum annemin şefkatiyle avunur.
Seni uzaklardan seviyorum, bıkmadan, usanmadan.
Çok istiyorum seni, teninin her karışını, öpmek istiyorum.
Saçlarını sabaha kadar, okşamak istiyorum.
Omuzunda, bütün dertlerden uzak, uyumak istiyorum.
Senden başka kimim var ki şu koca dünyada,
Neşem, huzurum, derdimin en vefalı ortağı.
Gerçek sensin, geri kalan her şey bir rüyada,
Sen çözersin kalbimdeki her düğümü, her bağı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!