Gece çöktü şehrin üstüne, sanki gök yere ağır bir ahla indi,
Zaman sustu, saatler durdu, o devasa dağlar yerinden silindi.
Beton duvarlar feryat olup, bir kış gecesi bağrımıza yıkıldı,
Umutlar ansızın söndü, lakin o ateş içimizde hiç dinmedi.
Yavrular uykuda kaldı, ana feryadı Arş-ı Alâ’yı titretti,
Hoş geldin yürek sızım
Yolunu mu kaybettin de düştün yine gönlümün sokaklarına?
Gidişin sessizdi ama gelişin fırtınalar koparttı bak yine.
Darmadağın ettin, yaktın yıktın…
Yerle bir ettin yine düşüncelerimin gecekondularını.
Günler haftalara, haftalar aylara, aylar yıllara döndü.
Sevdim seni bir zamanlar
Bir erkeğin bir kadını sevebileceğinden çok sevdim
Ver deseydin canını
Kalbimi söküp avuçlarına koyacak kadar çok
Sevdim işte öyle böyle değil
Bir fidanın suyu sevmesi kadar çok
Dün seni görmüşler sevgili
Birlikte oturduğumuz bir kafede
Gözlerin yabancı bir gözlere bakıyormuş
Ve ona da öyle kısık kısık gülüyormuş
Dün seni görmüşler sevgili
Ellerimi ilk kez tuttuğun o kafede
Gecenin koynunda yalnız yürürken adımlarım,
Her taş ve her rüzgâr senin adını fısıldar.
Nevâruz ışığı düşer saçlarına, titrer sükûnum,
Ayın hilâli seher vakti gönlüme naz eder.
Saatler ağır akar, zamanın yükü omuzlarımda,
Bir kadın tanıdım
Karanlık hayatımın çıkmaz sokağında
Gözleri nemliydi, bakışları hüzünlü
Kırgın bir gülümseme vardı dudaklarının kenarında
Yüreği üşümüş, hayalleri kasvetli
Kırılmıştı umutları, düşmüş tek tek gözyaşlarıyla
Melankoliymiş Adı Hastalığımın
Yeni bir kelime daha duydum,
Uykusuz geçen birkaç geceden sonra.
Bana bunu yakıştırmış dostlarım;
Yorgun bir akşamüstü kokusu bu,
Hani o içini sebepsizce burkan,
Hırkanın sökülen ipi gibi hüzünlü.
Sana her şeyin yoluna gireceğini söylemeyeceğim,
Çünkü bazen yollar sadece virajdır.
Gökyüzü yine o hüzünlü rengine büründü bu akşamüstü,
İçimde eski bir yaranın sızısı, yüreğime ateşler düştü.
Sana giden yolları ezberledim yokluğunda, santim santim,
Eski bir hatıra gibi kapında beklemek bir ömür akdim.
Yüreğimdeki yangın söndü sanma, közü hala derinde, yandıkça biterim,
Saat kaç olursa olsun, gel desen ben yine sana gelirim,
Gözlerin; mühürlenmiş eski bir zarf gibi durur her gece zihnimin derinliğinde,
Hangi mısraya dokunsam, ucu düğümlenir kalır yine senin o yasaklı isminde.
Zamanın paslı çarkında ezilen şu kırık kalbimle, sığındım bu ıssız sessizliğe;
Sokak lambalarının altında, eski bir sokağın tozlu anılarını savurdum ellerimle.
Seni ne kadar çok özlediğimi söyleyecektim...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!