Bana bir mutluluk çizebilir misiniz, rengi gülüş olan?
Zemini pamuktan, ufku ise her daim güneşle dolan.
Hani o çocukken paylaşılan ekmeğin tadı gibi saf,
Dünyanın tüm kirinden, pasından ve nankörlüğünden muaf.
Hangi renkte olduğunu hatırlamamam engel değildi, gözlerini soğuk duvarlara çizmeme,
Bakışların zihnimin boş odalarında yankılanan binlerce dilsiz feryat şimdi.
Zamanın nabzı durdu, her saniye urgan gibi dolanıyor artık nefes alamayan boğazıma,
Gözbebeklerinde asılı kalan veda, beyaz odanın tek somut gerçeği olarak karşıma dikiliyor.
Hangi günahın kefaretidir beton sükût, hayaller birer birer dökülüyor kirli hastane zeminine,
Yine hüzün çöktü, gönül mülkü perîşân bugün,
Gözyaşım derya olur, rûhumda tûfan bugün.
Zindan-ı hasret içre, her demim efgan bugün,
Sensiz geçen saatler, katlime fermân bugün;
Bu bâr-ı aşk altında, can mülkü hayrân bugün.
Sızıyor odanın buz tutmuş sessizliğine sabahın donuk ışığının gizi,
Kırmışlar zihnimin kapılarını, kalmamış ruhumda huzurun tek bir izi.
Dolaşır damarlarımda ağır bir uyku, zehir gibi çöker üzerime sonsuz bir esaret,
Silerler geçmişimi birer birer seanslarda, her anım artık birer emanet.
Uzuyor steril koridorlar, bitmiyor içimde yankılanan yabancı adımlar,
Söylesene amca, şu duvarın dibinde neden öyle susuyorsun?
Ben onu arıyorum, hani bakınca içime baharlar saçardı.
Gözleri nasıldı sahi? Bir denizin mavisi miydi, yoksa bir uçurumun karası mı?
Sanki bakınca ruhumdaki tüm yaraları tek tek açardı.
Burası çok beyaz sevgili, gözlerimi alıyor bu ruhsuz duvarlar
Bazen parmaklıklar ardındayım, bazen uçsuz bucaksız bir bahçede
Seni bekliyorum, hani o her şeyi yakıp gittiğin o köşe başında
Hemşireler geçiyor yanımdan, adımı fısıldıyorlar soğuk nefeslerle
Ben onlara senin adını söylüyorum, bilmedikleri bir duayı okur gibi
Bir hayalim var sevgili,
Hayal bu ya işte,
Hayalinde benimle konuşmadığın günler var, hayalimde...
Gözlerinin içine bakarak söylüyormuşum seni sevdiğimi.
Her akşam kapıda sana sarılırken anlıyormuşsun,
Seni ne kadar özlediğimi.
🕊️ Bir Narin Geçti Bu Dünyadan
Bir Narin geçti bu dünyadan, sekiz baharlı bir yaz günü,
Gözlerinde gökyüzü, teninde henüz dokunulmamış hayat gülü.
Nasıl kıydınız o küçücük nefese, hangi karanlık el,
Daha oyunu bitmemişken, susturdu o incecik sesi, yazıklar olsun, elbet sorulur bu bedel.
Özlem kokan şiirlere aşinadır yüreğim
Damla damla akar gözlerimden kelimeler
Boş sayfalara düşer mısra mısra cümleler
Yakar sol yanımı beyitler kasideler
Seni aramaya başlarım dinlediğim şarkılarda
Gözlerini yazarım kafiyelere
Boylam’da saatler paslı bir çivi gibi ruhuma çakılıyor,
Beyaz önlüklü gölgeler, zihnimin dehlizlerine sızıyor.
Seni benden çalmak için her sabah yeni pusular kuruyorlar,
"Unut" diyorlar, oysa adın damarlarımda zehir gibi akıyor.
Hücremde yankılanan bu çığlık, aslında sessiz bir yalvarış,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!