Çocukken sorarlardı hep; büyüyünce ne olacaksın diye,
Çocukluk ya işte bilemedim, "Mutlu olmak" diyemedim.
Mavi bir bisikletti hayalim, onunla göklere varırım sanırdım,
Dizimdeki yarayı en büyük sızı, dünyayı oyun parkı sanırdım.
Pamuk şeker tadında hayaller kurar, masallara inanırdım,
Ben Havranlı Seyit’im, toprağın bağrından süzülüp gelen,
Ecel fermanını o boğazın derin sularında derinden bilen.
O gün yer gök inledi, deniz kudurmuş bir dev gibi taştı,
Zırhlıların gürültüsü, semayı yırtıp da hudutları aştı.
Uzaklara bir yerlere yazıyorum bu mektubu, saatlerin sustuğu yerden,
Burada duvarlar konuşur bazen, gölgeler kovalar beni her köşeden.
Diyorlar ki iyileşirmiş insan, zamanla silinirmiş akıldan her bir leke,
Ama benim zihnimde bir saat var, yedi kırk dokuzda takılan o meşum an.
"Önce kendinizi sevin, düşmeyin akıl hastanesine" diyor dostlarım,
Bencilliğin adına huzur deyip, kalbi bir cam arkasına saklıyorlar.
Bilmiyorlar ki kendini sevmek, ruhu bir kafese hapsetmektir aslında,
Ben ise senin uçurumunda kanat çırpmayı, sığ limanlara tercih ettim.
Selamun Aleyküm diyerek başlayalım söze,
Çöp batıyor bir yerden sonra, sakınan göze.
Bulaşma Üstad dediler, her yer dolmuş çakal it,
Ben sustum onlar durmadı, bak Allah şahit.
Dün gece bozdum tövbemi, aldım kağıdı diviti,
Haddini bilmeyeni pişman etmezsem, namert sayın bu yiğidi.
Sokak lambası yanınca biterdi bütün oyunlar,
Dizimizde yara izi, üstümüzde çamurdan izler.
Bir topun peşinde geçerdi en heyecanlı anlar,
Tozlu arsalar bizim için dünyalara bedeldi.
Salçalı ekmek kokusuyla dolardı bütün mahalle,
Bu kaçıncı gelişim bilmiyorum
Artık günleri saymıyorum doktorum
Sen bana bakıyorsun da hep
Ben seni görmüyorum doktorum
Her ağrım akşam olunca başlıyor
Sanki böyle sol yanıma bıçaklar batıyor
Yıldızlar kadar aydınlatamadın karanlık gecelerimi; dualarımda değilsin artık.
Umutsuzluğun buzdan elleri sardı her yanımı, bir enkaz gibiyim şimdi.
Ne bir ışık sızar içeriye, ne de bir ses gelir uzaktan;
Sadece kahır var omzumda, bitmeyen bir yorgunluk, uzayan bir kış.
Bu kaskatı duvarlarda sanma ki bende akıl vardır,
Hayâlin gönlüme düşse, cihân bana dar gelir; dardır.
Tabîbler zehr-i dermânla dilerler rûhu öldürmek,
Güneş elini eteğini çekince şehrin yorgun ve kirli sokaklarından,
Sessizlik bir örtü gibi yayılır, arınır ruhlar günün ağır günahlarından.
Herkes kendi karanlığına çekilir, kapılar ardında gizli bir dünya başlar,
Gözpınarlarında biriken o sessiz yaşlar, yastıklara hüzünlü hikâyeler fısıldar.
İşte o an perdeler kalkar aradan, ne makam kalır geriye ne de sahte ünvanlar;
Gecenin bağrında yankılanır, sadece kalpten kopup gelen o saf dualar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!