Küçük odamda
tahta ranzamda
kıvrılmış yatıyorum;
ana rahmindeki gibi.
Şehrin köpek hırıltıları
geliyor çok uzaklardan.
ah benim şair doygunluğum
ekmeğim
suyum
aşım
soluduğum havam;
ve de en önemlisi direnç noktam.
nasıl yaşadım bir bilsen
yokluğun kıyısında
gidip-gidip geldim
başımı vurdum
bir şehrin ayak uçlarına
şehir üzgün
ah ulan ah
adamın künyesine yazılmaya görsün
bir kere
hayat kaçkını diye
adın çıkar kaçkına
inmez hayatta aklı selime
Bir bırakırsam kendimi
.......
ağzıma geliyor o laf
Hadi söylemeyeyim
günaha girmeyeyim şimdi
sona geleyim,sonunu söyleyeyim
Ah ulan ah
şairim diyen adamda
Nazım çoşkusu olacak
Nazım
onun gibi yazacak
onun gibi söyleyecek
ülkemin en önemli ihraç malıdır
mehmetçiğin kanı
spekülatör soros'da öyle diyor
ve dünyanın kanını emmekle görevli
gözleri dönmüş canavar
gözlerini artık mehmetçiğin
nasıl geleyim oralara
ne sen eski sensin
ne ben eski benim
a benim menekşe kokulu
yeşil çimen kokulu köyüm
adımlarını sayan bir şairi
ne kahpe bir şehirsin
ne ehl-i keyf bir metropolsün
saç tellerimden istediğini sever
renginde bırakırsın
istemediğine de öksüz evlat
muamelesi yaparsın
ihânet edecekseniz bana
kırın umutlarımı
en kötü anımda dahi
eksik olmamış selâmım
benim böyle boynum bükük
gözlerim sönük




-
Gürbüz Öztürk
Tüm YorumlarYasanacaklar mutlaka yasanacak.