Gülten Alp Şiirleri - Şair Gülten Alp

Gülten Alp

Baba olmakla başlar olgunlaşmak.
Çocuğunu kucağına aldığın an şaşkın bir heyecan sarar hayatı boyunca arkasında duracağı bir çınarsındır artık. İlk söylediği kelimedir baba kafan esince arkanı dönüp gidemezsin banane diyemezsin artık. Küçük bir bebeğin gözlerinde erirken baba olmayı öğrenirsin. Oğlun varsa merhameti öğret, istediği zaman aglayabilecegini. Güçlü olmasını ama kadına karşı saygılı kesinlikle elini bile kaldırmamasını sahiplenmeyle sahibi olmadığının arada ki farkını anlat. Yaşamda acıları biriktirmek yerine dertleşecek en güvenilir dostu olduğunu. Bilirizki erkeklerin üzüntüleri arttıkça suskunlugu seçerler. Dürüstlüğü, sertlikten çok yürek mertligini ve şunu da biliriz ki iyi bir baba iyi bir evlat tanımıdır. Övütten çok örnek önemlidir...

Devamını Oku
Gülten Alp

Bizim kırıkları alçı tutmaz bayım.
Biz tırnağı saçı kırılanlardan pireyi deve yapanlardan değiliz. Biz kafası kırılsa ses çıkartmayanlardan,
yürek kırıkları alçı tutmayanlardan,
her şeye rağmen başı dik, güçlü olmayı
çocuklukta öğrenip,
hayata alaycı gülüş atanlardanız.

Devamını Oku
Gülten Alp

Bağışla el oğlu haddimi aştım.
Gözlerim takıldı bakıp geçemedim.
Yüreğimi dilsiz edemedim. Baktım öyle uslu öyle durgun bir halin vardı ki ben hallerin, kendime benzettim. Yalnızlığına eşlik etmek istedim bağışla...


Devamını Oku
Gülten Alp

Bahar gözlü kadın! yüreğin güz ayazında kalmış olsa da,
gözlerin diyorum gözlerin, bahar hala.
Çiğ tanesi gibi duru, umudun dört yapraklı yoncası gibi nadir. Gülümsüyorsun aldırış etmeden alaycı bir gülüş yüzüne güneş oluyor.
Asi ruhun, inatçı duruşun hayata meydan okuyor. Yüreğini diyorum kadın! yenilmiş, yanılmış, hüzünlü güz yağmurlarından kalma yüreğini,
kim ne kadar biliyor...

Devamını Oku
Gülten Alp

Bana sevgiden söz etmeyin bayım.
Birkaç defa denedim yanıldım, hayal kırıklığına uğradım, güvenip yarı yolda kaldım.
Bak ellerim nasırlı yüreğim gibi, uzundu hep saçlarım bir kere bile okşanmadı. Çocuk gibiydi sevmelerim kimse şımartmadı, şefkatle sarılan da olmadı. Saçlarımı kestirdim, düşlerimi yüreğimin mahzenine kilitledim.
Bana sevgiden bahsetmeyin bayım, ben bu bahsi çoktan kapattım...

Gülten Alp

Devamını Oku
Gülten Alp

Bir yanım umutla güne sarılıyor.
Bir yanım küskün bir fesleğen.
Bir yanım her uyanışında hayattan sürprizler bekliyor.
Bir yanım bıkkınlık hali her şey aynı der gibi.
Biraz yürüyüş bir kahve biraz müzik yetiyor günü kurtarmaya. Hayat nasıl baktığınla ilgili yani bakış açınla...

Devamını Oku
Gülten Alp

Bakmayın siz böyle gün tarlasında hüzün biçtiğime. Bir yanım acıya davetkar, bir yanım deliliğe...

.......... Gülten Alp

Devamını Oku
Gülten Alp

Bazen dalıp gidersin bir şarkının melodisine.
Bir rüzgarın fısıltısına, denizin huzur veren mavisine, gecenin hüzün veren sessizliğine.
Eski bir resmin anılarına ve bir kitabın sayfalarına.
Hafif bir tebessüm kalır dudaklarının kenarında.
Yaşamak birazda bu galiba...

Devamını Oku
Gülten Alp

Gücünü kalkan gibi kullanan kadınların daha çok sevgiye ve şefkate ihtiyaçı olduğunu biliyor musunuz? Kafa tutar gibi tavırlarının içindeki küçük kızı saklama çabasından olduğunu, çatık kaşlarının gözlerinin duruluğunu, masum ruhunu maskelemesinden, aldığı yaraların canını yakmasına dayanamamasından dolayı yalnızlığı seçmesinden, anlaşılmadığını anlayınca susarak gitmesinden ve geceleri hıçkıra hıçkıra gözyaşlarını bir çocuk edasıyla hırkasını silerek yine kendine kızarak yine kendini suçlayarak ağladığını bilmiyorsunuz değil mi?
Bilemezsenizde söylemezler, göstermezler, gizlerler.
Siz ise güçlü kadın nasılsa her şeyi atlatır dersiniz...

Devamını Oku
Gülten Alp

Bazı zamanlar bazı kokular unutulmaz!
Mesela çocuklukta bahçeli evlerin kapılarındaki hanımeli kokusu, annelerimizin tulumbalardan bakraçla taşıdığı suyla elde yıkadığı çamaşırların kalıp sabun kokusu, mahalle çocuklarına dağıtılan taze sıcacık kurabiye kokusu, ceplerinde köstekli saatleri başında kasketleriyle kaytan bıyıklı babalarımızın kahvehaneden döndüğünde üzerine sinen sigara kokusu.
Arkadaşımızın ben fazla aç değilim diyerek bölüp verdiği ekmek kokusu,
o müstakil evlerin avlularında oturup bir demli çayla kahkaha ve kederini paylaşan insanların samimiyet kokusu sonra...
Asfaltsız yollarda mangal gibi yürekleri olan, yardıma koşmaya hazır belki fakir ama gönül zenginliğinin ne olduğunu bilenlerin kokusu, sevgiliye elden gizli verilen mektupların kokusu, başı önde mahçup, saçları pelikli kızların kalbin gibi temiz ve saf diye başlayan hatıra defterlerinin kokusu.. Atlı arabalarda samanların içinde satılan salatalık kokusu, o sevginin, dostluğun, içtenliğin, doğallığın burnumuzu, yüreğimizi sızlatan, o eski yıllar deyip unutulmayan,
nerden esip geliyorsa bir anlık bir kokuyla hatırlanan zamanın kokusu..

Devamını Oku