Yorgunum, çok yorgunum. Gelsem şöyle başımı koysam dizlerine de uyusam. Çocukluğumdaki gibi hiç konuşmasam da sen anlasan. "Yine ne oldu benim küçük kızıma" desen olmaz mı annem...
Yorgun Yürek...
Hani çocukluktan başlar ya kırılmalar.
Sevdiklerin sende dinlenmeye çalışır, kimse sormaz; ne haldesin, nerdesin.
Güçlüyüm diye diye söylenir durursun.
Üfleseler dağılacak bir yürek taşırsın oysa.
Hani o ilk hevesinin kırılması ilk susuşun
Yakınlaşmak isterken, uzaklaşmaktan.
Konuşmak isterken, susmaktan.
Gülmek isterken, ağlamaktan ;
yoruldum...
Yaralı yarım yaşamaktan yorulursun...
Anlaşılamamaktan anlatamamaktan yorulursun...
Susarken yuttukların, hayal kurarken yutkundukların, yaşadığın hayatla yaşamak istediğin hayat arasındaki o ince çizgide kaybolurken...
Saçların yorgun, gözlerin yorgun, yüreğin yorgun. Herkesten, herşeyden kaçmak istersinde kendinden kaçamazsın ya...
Artık kendim olmak istiyorum.
Taşıdığım maskelerden yoruldum.
Sizde ön yargılarınızı atın biraz geniş pencereden bakın, kendi daralttığınız duvarları yıkın, maskelerin arkasına saklanmayın yorulursunuz...
Yaralarınızı göstermeyin dostlar...
Daha çok yaralamak isteyenler var...
Ah yurdum insanı! Ne zaman bitecek bu elem keder? Anaların yüreği yine yaralı, babaların içine ateş düştü. Herkes kendi iç sızısında. Ah yurdum insanı ne zaman gülecek çocukların yüzü...
Yurdum kadını, oysa ne güzel yakışır sana gülmek.
O sürmeli gözlerine hüzün çekmişsin, o güzel düşlerine perde, karanlıkta biçare kalmış gibisin.
Başkasının diktiği fistanları giyersin, gün harmanında acıları biçersin. Kaderine kederini razı boyun eğersin, namus denilince bir akla sen mi gelirsin? Yurdum kadını, bilmezler asabi hallerini, hırçınlığını, öfkeni ve çocuk yüreğini.
Bir gözlerini okusalar dile ne hacet dökülüverir gözyaşı gibi cümleler acılar, çileler hüzünler, hüzünler, hüzünler...
Gülten Alp
Yüreği güzel insanlar biriktirin.
Sevinçleriniz de acılarınız da her durumda yanınızda olabilen. Bir ayna gibi sizi yansıtan konuşmasanız da sizi anlayan. Bir kahvenin sıcaklığında, bir dost sohbeti, samimiyeti ne güzel gider...
Yüreğimde kelebek ölüleri...
Biliyor musun? Sevdiklerimi kaybedince çok yanıyor içim, uzak durmak istiyorum; sevmek istemiyorum artık kimseyi, dayanamıyorum kayıplara. Hani bağırıp çağırıp çıldırmıyorum da uslu bir çocuk gibi sessizce içime atıyorum. Ama içim çok yanıyor, kelebek ölülerinden anılar kalıyor, vedalaşamıyorum...




-
Uğur Şahin
Tüm YorumlarTebrik ederim
“Yere” mim olmadan “yâre” lam olmaz.
Görmemişken bile, yüreğim kaldıramaz.
Cemalini göreyim, cennetten de geçerim
O Kevser şarabını, gece gündüz içerim.