içinizden geçiyorum
yüreklerinize değerek
her seferinde
biraz daha kirlenerek
geçiyorum sizden
kendimi benimle çarpıp
sana bölüyorum her gece
çıkan ben
kalan yalnızlık
ki yetişmiyor bölene
umudum bana getirebilir mi
bir düş uzaklığından
seslenen seni
bu özlem yakar mı mesafeleri
gelsen
baktım ki dize dize eksiltemedim seni
şişe şişe tüketeyim dedim
aldım lanet başımı
senle dolu aklımı
bol makyajlı pera’nın
arnavut bozması kaldırımlarına yollandım
havada buram buram iğde kokusu
genzimizde akşamdan kalma bir hüzün
yine düşmüş yüzün
biz’e küsmüş sazın sözün
küsüyor iğdeler
çocuk oyununa bulaşmış
dediler nizam
coni aşkına intizam...
tiz kellesi vurula
olur ise uymayan
Güneş doğmuyor
artık bu kentte
...........-eski tadında-
Gök kuşağının
renkleri bile silik
...
siluetini kazıyorum şehrimden
bulunmasa da olur
bir kayıpsın artık
...
anlamını sıyırıyorum
yüreğimden sızandır bu avcumdan damlayanlar
tutmasaydın da kırılmazdım / ki bilirim
yıkasan da çıkmaz dünden kalanlar...
kör cesaret bırakıverdin ya kendini
kör topal bu aşka




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!