Kimden ayrıldı ki ayrılık bilsin
Kime el sallasa gelir ellisi
İster lâl isterse yedi dillisi
Dilese berduşu kelli fellisi
Ona oyun mu yok desin yerim dar
Kaleminle gitti ufuktan eş'ar
Hani velveleli şuarâ hani
Mısraları söndü lâl oldu dili
Nerede Semerkand, Buhara hani
Ey Nef'i şiirin ustası sensin
Ben aslında delirdim galiba
Ama delirmemiş gibi yapıyorum
Sağ sola bakıyorum
Aslında duvarlara kafa vurasım geliyor
Masamdaki herşeyi yerlere saçmak istiyorum
Bir de ne varsa kırmak
Bahar ayı salınıyor dallarda
Mazı ışkınlarının kulaklarında küpe
Sarı ile yeşilin ortası bir renk
Derinleşiyor ağacın boyunca
Her şey çıt kırıldım uçlarını veriyor baharda
Sakızlıkta öyle böğürtlende
İri damlalar düştü önceleri
Sonra şakır şakır yağdı yağmurlar
Yık, yok et, akıt diye bağırdı bir ses
Ama o inadına durdu
Allahın muktedir eli ile
Dünyadan bin misli intikam almak isteyen
Ellerinde silahlar ile
Gözlerin ile pür dikkat
Tutacağın şeydir nöbet
Yedi yaştan yetmişlere
Duracağın şeydir nöbet
O olmasa bu yurt olmaz
Zaman bakmaz senin
Hiç bir hayaline ülküne
Demir ağır polatlar döndürür
Beyninin içinde sağlı sollu
İnsan ayrılığa alışmasın bir kerre
Hasret denilen canavar birmilyar kollu
Sabahleyin gün ağarmaya başlarken
Serçelerin ilk -cik sesi
Bu ulu ağaçlardan gelir
Sonra tedricen çoğalır
Kocaman ağaçlar
Cik cik silsilesi çınlayan
Ben sizi boşuna vurmuşum
Üveyik, karatavuk, zumban, tavşan
Dağdancıl, bıldırcın, cıngırmenik, keklik
Peşinizde boşuna yorulmuşum
Şimdi kenara çekildiğim
Küçücük bahçede
Akşam olunca telaşlı kuşlar geçer
Çok süratlı bir şekilde
Hangi ağaçta yatacakarı belli midir bilmiyorum
İnsan kalabalıkları da akşam olunca
Biraz kuşlara benzerler telaşlarıyla
Ne varki büyük çoğunluğunun yatacakları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!