Ben ne yobazlar gördüm,
Elbisesi ile adamlık arasında,
Kuşun yüreği kadar yoktu yüreği,
Yanında eşi, eli cebinde kalsın
bey efendinin,
Cakası bozulmasın diye,
Kırdım kemanın bütün tellerini,
Tıpkı yüreğimin kırılan yerleri gibi,
Müzik namelerini dinlesem de
hissedemiyorum...
Melodiler anlaşılmıyor artık kulaklarımda,
Herkes kadar dertli,
herkes kadar neşeli ol.
Yine de umduğun yerden değil;
geldiğin yerden sev,
Beni bana sorma fazlası ile, karışık bu aralar.
Artık kırılmaları bırakalı çok oldu
neden dersen.
Kırıldığım yanlarım düzeldi.
Çok mu meraklıyız neyiz büyümeye?
Bazen ne kadar da yaş almaya takılırız değil mi?
Kırk elli diye söylenir dururuz,
Aslında yaşın pek bir önemi yoktur.
Görmez misin,
Kırkıkindi yağmurunun damlasında
Evrene bahar doğuyor.
Yazı met eyleme bana,
Zaman akıp gidiyor.
Kızıl gül anlatır mı seni bana?
Kınalı ellerine dokunan kızıl gül...
Kızgın yele değmiş
Esintiyle kızıl saçların gibi savrulan...
Büyüleyici kokusuyla seni hatırlatan...




-
Erhan Tığlı
Tüm YorumlarGüzel şiirlriniz hep sürsün, yüzünüz de daima gülsün.