Göçebe Gövdenin Uğultusu

Murat Avcı Ozan
211

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Göçebe Gövdenin Uğultusu

​Bırak o soğuk sayıklamaların çetelesini,
Hangi kantar tartabilmiş ki göğsündeki o dilsiz göçü?
Yüzünün yamaçlarında gezinen o ince yarıklar;
Gözlerini yumduğunda içine sızan,
Karanlığın kendi teninde açtığı sessiz su yolları sadece.
Ve şakaklarındaki o ince tel tel gümüş,
Ömrün o hırçın rüzgarında savrulan bir avuç ipek külü...
Sıyır at bu dar elbiseyi,
Kendi kabuğuna sığmayan bu deli rüzgarı hangi kın tutabilir?

Kaç cemre daha düşecek o ucu uçurum yeşile?
Deşme o belirsiz eşiğin dipsiz kuyusunu.
Aklın o sivri, soğuk iğneleriyle hırpalama hayatın nemli dokusunu,
Bırak o büyük sır, kendi derinliğinde mağrur ve uykuda kalsın.

​Sen şimdi,
Göğsünde biriken o vahşi kıvılcımı fırlat varlığın yüzüne,
Yırtılsın o kibirli ve ağır sessizlik!
Öyle bir sev ki,
Ruhunun o kuytu mahzenlerinden taşan deli nehir,
Yıkıp geçsin bu göçebe gövdenin bentlerini.
Yaşa...
Sanki her soluk, toprağın ilk kez uyandığı o ıslak sabahtan bir parça,
Sanki vedalar bu yeryüzünde hiç telaffuz edilmemiş,
Sanki ölüm, hiç yazılmamış o yarım kalmış kitaptaki tek boş sayfa...

Murat Avcı Ozan
Kayıt Tarihi : 16.07.2026 13:28:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!