Seni düşünmek, bir nehrin denize dökülürken
Ceketini iliklemesi gibi asil ve telaşlı.
Dilciler varsın arasın o gizli özneleri kâğıtlarda,
Ben senin her cümlende, her virgülün boyun büküşünde
Gözlerinin gurbetini okuyorum, o göç yollarını, o kuş uçuşlarını.
Yüzün, toprağın altında unutulmuş o ilk mermer şehir,
Dudaklarında taze koparılmış narın o mayhoş sızısı.
Bir yürüyorsun ki, sanırsın cebinden aynalar düşüyor,
Sokaktaki tüm gölgeler senin tenine bürünüyor akşamüstleri.
İçimdeki o kale duvarı sessizlik, senin beyaz serinliğinde
Kendi mührünü eritip döküyor bir gece yarısı.
Biz seninle iki ayrı kıtada, iki eski harf gibiyiz;
Aramızda upuzun yollar, o soğuk Almanca kelimeler...
Ama ne zaman bir cümle kursan, sonu hep bana çıkıyor,
Her noktanın altında Hadrian Kapısı’ndan bir taş sızlıyor.
Gözlerin diyorum sevgili, gözlerin bir ülkedir,
Sınır boylarında şairlerin vurulduğu, mısraların kanadığı...
Şimdi hangi cümleyi kursan, içinde bir sürgün tadı,
Hangi kelimeye dokunsan, ucundan tutuşuyor vuslat.
Varsın gizli özneler dilcilerin masasında çürüsün,
Sen ne söylersen söyle sevgili,
Her hecenin arkasında, o gürül gürül, o bas bariton
Ve o hiç susmayan gizli özlemin şarkısı yürüsün.
Kayıt Tarihi : 11.06.2017 10:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!