Zamanın kadehinden süzülen zifiri bir sarhoşluktur gece
Karanlık kollarında sallanır sarhoş sokakların dumanlı ruhu
Sokaklar kendinden geçerken uykunun kör ve kilitli mahzeninde
Ben şafağın ilk ışığı gibi dikilirim gökyüzünün mağrur bağrında
Kendi içimdeki aydınlığın sönmez meşalesiyle yürürüm sonsuza
Sallanır yıldızlar gök kubbenin buğulu ve çatlak kadehinde
Zifir renkli kederler sızar sarhoş gecenin sönük gözlerinden
Işığın saf aynasını tutarım bu dumanlı ve esrik çehreye
Gözlerim sarsılmaz bir uyanışın en berrak sürgününü yaşar
Karanlığın kalbini oyan bir fener gibi parlar zihnimin burçları
Sokaklar sızmıştır unutuşun serin ve rutubetli koynunda
Gölge gölgeye dolanır, zaman kendi sarhoşluğunda yalpalar usulca
Ben ise hakikatin meşalesiyle aydınlatırım bu dilsiz uçurumu
Suskunluğun mühürlerini çözerim tek tek kendi içsel ışığımla
Ruhumun aydınlık ırmağı çağlar gecenin kör pusu içinden
Siyah ipeklere bürünen alem sızmış bir dev gibi devrilir
Gece kendi sarhoşluğunda boğulurken mehtabın puslu aynasında
Ben zihnimin berrak kalesinde nöbet tutarım şafağa değin
Avuçlarımda biriken korlar dağıtır zifirin katran siyahını
Aydınlığım yırtar gecenin esrik ve dumanlı perdesini
Karanlığın sarhoş türküsü susar serin rüzgarların kanadında
Kendi ışığımda doğarım yeniden her zifir karanlık gecede
Savrulan gölgelerin ardında dururum lekesiz bir şafak misali
Geceler kendi sokağında düşerken koyu bir uykunun kucağına
Ben aydınlığın ebedi ve sarsılmaz abidesi olarak kalırım
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 16:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!