Göremezsin ki karanlık pekâlâ,
Görmüyorsun belki de körsün hâlâ.
Zaten görsen de aynı ne fark eder,
Hatta görenler de bazen kaybeder.
Ala ala geyiklerin peşinde,
Sıra sıra dağlar aşarım sandım.
Allı allı turnalarla gerimde,
Yârim' bırakıp da giderim sandım.
Ben bu gurbet ele düştüm düşeli,
Niçin kestim sakallarımı,
Dinlenmez oldu hiçbir sözüm.
Yanlış yöne bakışlarımı,
İstemeden çevirdi gözüm.
Beni artık yakın fark etmez,
Evvel zaman içinde, ömrüm aman içinde..
Develer iğne deliğinden besmelesiz geçerken,
Pireler Bağdat'tan Kandilliye kervan çekerken,
Her şeyim bildiklerim, hiçliğin bile hiçinde..
Şairin biri varmış, gül yazmış defterine sersefil
Her dâim beklediler öyle büyük bir muştu,
Yürekleri hak oduyla yanmış, kavrulmuştu.
Günü geldi çattı, bir er çıktı ağıt yaktı.
Bu dostlar sandı ki erin kerâmeti haktı.
Hayattan zevk almanın en basit formülü:
Bilmem kaçıncı dereceden
bilmem kaç bilinmeyenli bi' denklem.
Hayır elbette, daha kolayı da var.
Örneğin boş vermek her şeyi, her dem.
Yok hâfıza kaybım veyâ gelecek kaygım,
Çünkü ben zâten geliyorum gelecekten.
Çok yerimde saydım, kalmadı kimsey' saygım.
Arındım artık taktığım sahte mercekten.
Birileri bile bir beni bilemedi.
Aklına gelebilecek her an, her defâ.
Aklıma gelebilir her anı, her cefâ.
Aklından gitmişse gösterdiğim her vefâ,
Aklımdan gitsin artık herhangi her sefâ.
Zât-ı şâhâne; bugün ki olsun istiyor,
Tıpkı o zamanlardaki gibi bir mîlât.
Halbuki bayağıdır başladı bilmiyor.
En zirvede adımı görünce der, heyhât!
Sen kaç yüz bin sâlise geriden gelirken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!