Bir gün kalkıp yüzümü güneşe dönsem,
Hayatım değişmez, sebepsizce gülsem,
Ağlamasam sensizliğe üzülmesem,
Sen beni böylesine çok sever miydin?
ERKEN
Ben hunharca ağladım sen gülerken.
Henüz benim için gülmek çok erken.
Nefesim kesiliyor sen giderken.
Benim için göçmek hâlâ çok erken.
Vuslâttan gâye varlığın değilmiş,
Yekpâre gecelerin yalnızlığında anladım.
Bana sordun ki sevdiğin var mıdır,
Acziyetimden her hâlukârda yalanladım.
İnsân bu; yer kendini, bitirir.
bir zamanlar burnumun akmadığı
kalbimin kırılmadığı bu topraklarda
şimdi kan kusuyorsam bir ağız
zehirlenen her kim sen değilsin ﴾لاس﴿
bazen sadece dinlemelisin
Güzelim, bakmaya kıyamadığım.
Bir ömür baksam da doyamadığım.
Aşkına müptelâ olmuş mîsâli,
Sevmekten kendimi alamadığım.
Nerelerdesin sırma saçlı yârim?
Benim gibi birine âşık olmak,
İstemezsiniz herhâlde değil mi?
Yıllar geçse bile aksini ummak,
Söyleyin bana n'olur, nâfile mi?
Lâkin durun, bir dakikacık daha.
Şaklabanız ki hepimiz tiksiniyoruz hepimizden
Birimizden kan aksa ötekimiz emiyor o kanı
Birimiz düşse ötekimiz gülüyor arkasından
Elalemin manzarasıysa yalnız yanlış bir sanı
Tiksiniyoruz, nefret besliyoruz ki şaklabanız
Çölde yetişmiş bir okaliptüs ağacıyım ben.
Lanet olsun size
ve izinizden gelenlere.
Her daim dallarımı biçtiniz hunharca.
Siz kestikçe daha da güreldim ben.
Kıskandım belki imrendim;
Uyuyakaldım; bozkırdaki kurakta,
Altında soba yanan dev bir yatakta,
Gecenin en kem vakti alçak hamakta.
Utanıverdim; candan seven özünden,
Yüzüme gerçekleri vuran gözünden,
Huzurla uyandığım her sabahtır adâlet.
Adâlet mi, nerde? Aman, eleştirmek ayıp.
Yanlış anladınız siz, onun adı atâlet.
Ülkemde koskoca bir neslin ahlâkı kayıp.
Memleketimizin onca refah içindeki,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!