Bir güvercinim belki de
Boğaziçi semalarında uçuşan.
Kanatlarımda sedefler, yaldızlar;
altımda lodosla oynayan deniz,
Masmavi, başımda yıldızlar...
Bir güvercinim ben, asaletle yaşayan.
memleket, bazen yalnız hatıralardır.
çocukluğum kokuyor şimdi kandilli
lisemin tozlanmış koridorları gibi.
semalarında minik kuşlar uçuşuyor
köyümün tenha renkli sokakları gibi.
ayrılık, ruhuma derin bir hüzün dokuyor.
Ferhanım seninle, yalnızca gözlerinle.
İki çift söz söyle, n'olur gitme kininle.
Zehir etme sakın, kırma beni dilinle.
Kal biraz yanımda, dayanamaz bu kalbim.
Ve yalan söyledin, bizi önemsemeden.
Sitemim sana değil tıkırtına.
Yalnızca içimde kopar fırtına.
Vur kamçını bu zalimin sırtına.
Doğmaz güneşler bir daha, ertele.
Güneşin feri mi sönmüş bu ne hâl?
Bir tilki yatıyor başımın ucunda,
gözleri boncuk yeşilinden;
ve ben sizden korkmuyorum,
siz ki birer hayalden ibaretsiniz.
Bir yudum kımızlık bir mayışma…
Bürküt Ananın göz bebeğiydim
Yürüyorum, ellerim cebimde yürüyorum.
Adımlarım ağır ağır ve ürkercesine,
Çünkü bir yağmur yağıyor ve ben üşüyorum.
Bir rüzgar esiyor, işliyor iliklerime.
Üstümde ince keten gömlek, zarifcesine.
Uqbarlı sapkınlardan birisi diyor ki
"Copulation and mirrors are abominable."
İğrençler, insanları çoğaltırlar çünki.
Bunu yalnız bir gnostik anlar, hâkimî bir akıl.
İngiliz işi bir dostluk bu, müphem 1001 sayfa.
İstikâmeti meçhûl hâlde yürüyor,
Yol kenarında başıboş hem de bir genç.
İstemsizce ayaklarına uyuyor.
Aslâ göstermiyor hiçbir şeye direnç.
Kaybetmediği sâdece bir şey kalmış,
Tabiî herkes kendince bey, ağa, pehlivan.
Birkaç sallama ûnvân ve dahî falan fistan.
Üstâdı yoktur daha âlâ üstüne olan,
İlhamdır mutlak hakikât mal-û makâm yalan.
İnanmayan kim ola, ilhamı tanımayan,
Elbette kolay, öyle bir ânda çekip gitmek.
Zor olan, birlikte konuşup anlaşabilmek.
Dertlerin üstesinden beraber gelebilmek.
Yoksa gitmek zâten kolay, aslâ değil ki zor.
Zor olan nedir, bilmem acabâ anlar mısın?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!