Yürüyorum, ellerim cebimde yürüyorum.
Adımlarım ağır ağır ve ürkercesine,
Çünkü bir yağmur yağıyor ve ben üşüyorum.
Bir rüzgar esiyor, işliyor iliklerime.
Üstümde ince keten gömlek, zarifcesine.
İstikâmeti meçhûl hâlde yürüyor,
Yol kenarında başıboş hem de bir genç.
İstemsizce ayaklarına uyuyor.
Aslâ göstermiyor hiçbir şeye direnç.
Kaybetmediği sâdece bir şey kalmış,
Tabiî herkes kendince bey, ağa, pehlivan.
Birkaç sallama ûnvân ve dahî falan fistan.
Üstâdı yoktur daha âlâ üstüne olan,
İlhamdır mutlak hakikât mal-û makâm yalan.
İnanmayan kim ola, ilhamı tanımayan,
Elbette kolay, öyle bir ânda çekip gitmek.
Zor olan, birlikte konuşup anlaşabilmek.
Dertlerin üstesinden beraber gelebilmek.
Yoksa gitmek zâten kolay, aslâ değil ki zor.
Zor olan nedir, bilmem acabâ anlar mısın?
Göremezsin ki karanlık pekâlâ,
Görmüyorsun belki de körsün hâlâ.
Zaten görsen de aynı ne fark eder,
Hatta görenler de bazen kaybeder.
Ala ala geyiklerin peşinde,
Sıra sıra dağlar aşarım sandım.
Allı allı turnalarla gerimde,
Yârim' bırakıp da giderim sandım.
Ben bu gurbet ele düştüm düşeli,
Niçin kestim sakallarımı,
Dinlenmez oldu hiçbir sözüm.
Yanlış yöne bakışlarımı,
İstemeden çevirdi gözüm.
Beni artık yakın fark etmez,
Her dâim beklediler öyle büyük bir muştu,
Yürekleri hak oduyla yanmış, kavrulmuştu.
Günü geldi çattı, bir er çıktı ağıt yaktı.
Bu dostlar sandı ki erin kerâmeti haktı.
Hayattan zevk almanın en basit formülü:
Bilmem kaçıncı dereceden
bilmem kaç bilinmeyenli bi' denklem.
Hayır elbette, daha kolayı da var.
Örneğin boş vermek her şeyi, her dem.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!