Funda Kocaevli Şiirleri - Şair Funda Ko ...

Funda Kocaevli

Zamanın içinde yaşadığımız mahkumiyetliklerimizle geçmişimizi yazıyoruz. Anlık öfkelerle yıkılan yaşamlar ve gururların bedelini ödemeye hiç birimizin gücü yok aslında. Nedense kendimize olan bu dürüstlük borcunu ödemeye yanaşmayız asla. Hesaplarımızı aynalarda vermeye çalışırken, boşa geçirdiğimiz günlerin hesabını tutmaya kalkmamıza ne demeli bilmem. Herkesin eninde sonunda başını ellerinin arasına alıp kendini ve yaşamı sorgulayacağı bir gün gelip çatıveriyor. Kimi büyük adam, kimi memur, kimi şair, kimi hasta, kimi balıkçı, kimi çöpçü. Neler sayılabilir örnek olarak, sizler de biliyorsunuz. Okurken biraz kendinizi yormanızı istiyorum. Bencillikle mahkumiyetin aynı şey olduğunu fark ediyor insan sorgulamanın sonunda. Bencilliklerimizle kaybedişlere mahkum olduğumuzu fark etmenin, bende veya sizde yaptığı şey aynı mı acaba? Yaşamları farklı olan insanların cezaları ve mahkumiyetlikleri de farklı mı?



Yaşamın insanın sırtına bindirdiği yükler bazen çok fazla acımasız oluyor. Doğduğu an annesini kaybeden bir çocuk düşünün şimdi. Yoksunlukların en büyüğünü yaşamak nefes almaya başladığı anda mahkumiyeti olmuş. Hatta sanki o suçluymuş gibi, cezalandırılmış yaşam ve birileri tarafından. Pek çok insanla yaşamış ama aslında aklındaki tüm karmaşalara rağmen yalnız olduğunu benliğine kazıyarak. Öyle bir etiket kondurmuş ki kendine; neye elini atsa başarısızlık, neye dokunsa zarar, ne karar verse yanlış olacak sanki. Nefes almaktan vazgeçse, acaba kaderi olan bu kaybedişler değişir mi diye düşünmüş. Geri dönüşü olmayan kayıpların mucizevi bir şekilde değişeceğini sanmış bir zaman. Aslında değişebilecek tek şeyin kendisi ve bakışları olduğunu çözmeye an be an yaklaştığını bilerek görmezden gelmiş. Yaşam kocaman bir acı yumağı, onun aklında dolaşan karanlık dehlizler, aydınlığa çıkacak kapılara sürdüğü kalın sürgüler, her şey karanlık. Umut denen mavi ummanın derinliğini gördüğü anlarda sıyrılmış bu girdaplardan fakat yine sanki yuvasıymış gibi her seyahatin sonunda başladığı yere dönmüş.

Devamını Oku
Funda Kocaevli

Tembelleşiyordum, sevmeye eriniyordum. Gözlerimden akıp giden düşlerimi izliyordum kımıldamadan. Sana benzeyen her damlada, ben yitip gidiyordum belki de, ama acımıyordu içim.
Tuhaftı her şey…

Nefes almak seninle mümkünken an öncesinde, şimdi nefretsiz bir unutkanlığa yakalanmıştı aklım. Maksat, seni kaybetmekti. Maksat, sevmemekti…

Öylesineydi sanki her şey. Cümleler dolanırken aklımın kenarlarında seni sevdiğim zamanlarda, şimdi derin sessizlikler vardı. Gelişi güzel söylenmiş hal hatır sormacalardan ibaretti günlüğe yazılanlar.

Devamını Oku
Funda Kocaevli

Kedilere gün doğarken, bizim iki ayaklı pisipisicikler de pek bir ortalıkta bu günlerde. Kimi zarar ziyan peşinde, kimi de bir parça ciğer.
Geride kalan şubat ayını hem bireysel hem de toplumsal anlamda pek de iyi geçirmedik değil mi? Baharın gelişine sevinirken, bir yandan da yurdum insanı içinde tanısı konulmamış ruh hastalarının el attıkları felaketleri izledik. Hangi konudan bahsettiğimi elbette anladınız, biliyorum.
Küçük kızımız Özgecan!
Hayallerinin, hayatının elinden alındığı yerde, bu ülkede hatta benzerlerinin hala yaşandığı ve yaşanacağı bu dünyada insana dair umutların yeniden yeşerebileceğini aklım kesmiyor dostlar.
Bunların bir yerlerde hala yaşanıyor olması, ne acı insanlık adına!
Beyefendi okurlarım alınmasınlar ama kedilerle aralarında bizlerden daha çok benzerlik var. (Özgecan olayını buna örnek göstermiş değilim. Sadece, insanlık ayıbımızı bir kez daha belirtmek istedim.)

Devamını Oku
Funda Kocaevli

“Çocukken çok mu peri masalı okudum acaba?” diye sormuyor değilim kendime. Hala dünyadan yana umutlanasım tutuyor da bazen.

Saçlarım oldum olası hızlı uzar. Arkadaşlarımın Rapunzel diye benzetmeleri olurdu. Masalın sonunda prensiyle mutlu bir yaşam sürdüğünü hatırlıyorum yanlış değilsem ama şöyle bir bakıyorum da, ortalıkta bu kadar çok Rapunzel ve prens varken, neden bizler hala kulenin tepesinde mutsuz mutsuz beklemekteyiz?
Acaba aşağıdan geçen prenslerin hepsi başka masallardan mı düştüler?

Bu mevzular oldukça trajik ama sanıyorum yapacak bir şey yok.

Devamını Oku
Funda Kocaevli

Yaşamın ilk ve son perdesinde ben
Tek seyircim var, o da sen
Gözlerinde kayboldu tüm replikler
Sadece sende gördüklerimi oynayacağım ben


Devamını Oku
Funda Kocaevli

Sen gidiyorsun ardına bakmadan
Geride mutluluklarını bırakarak
Yanlışı, doğruyu sorgulamadan
Boş bir resme hayran olarak


Devamını Oku
Funda Kocaevli

Sevda böyle büyük yaşanmalı işte
Böyle siper olmalı yürekler vuslata
Yanmalı aşık, yakmaktan önce
Her sevdalı senin gibi olmalı...


Devamını Oku
Funda Kocaevli

Hayallerimin içinden aldım bu gece seni yine. Masaya karşılıklı oturup şaraplarımızı yudumladık. Hayaldi ya nasıl olsa, seni en saf halinle oturttum karşıma. Tüm maskelerinden soyundurdum seni. Safi kendindin bu gece. Ne yalanlar vardı üzerinde, ne de kaçamak bakışların. Sokulurken sıcak sobaya ya da yudumlarken şarabını çocuk gibi yalındın, her zamankinden farklıydı gözlerindeki sevinç. Hayal bu ya, bir buse uçtu dudaklarımdan gözlerine. Öyle bir sevinçti benimkisi, kendi hayalim ancak beni mutlu etmeliydi. Bencilce izlemeliydim karşına oturup.

Hayat da bencildi hep, ben sadece bu gece bencillik yapıyorum diye kızma bana. Hayalsin sen de altı üstü unutma. Ben çizdim senin yüzünü bu gece. En saf gülümsemeni takın şimdi, sonra o yüzle bak bana. Bu resim kalsın hatıraların arasında. Hayal adamın en saf halini izliyorum. Kadehteki şarapta hayali yüzünün aksini görüyorum, bir yudum alıyorum ondan. Seni de sindiriyorum ruhumda. Huzura yumuyorum gözlerimi gecenin ardından.

Düşüme dadandırdım seni bu gece. Sabaha kadar hayal olarak kalacaksın. Gerçeklikten uzak son bir düş göreceğim. Sabah yeniden başlayacağım herşeye, bu kez hep gerçekleri yazıp çizeceğim. Gerçek soluk alıp verişleri izleyeceğim göğüslerde. Gerçek gülümsemeler ve gerçek gözlerle yürüyeceğim sokakta. Gerçek kokusunu çekeceğim denizin, ciğerlerimi dolduracağım bahar sabahının pusuyla. Gözlerim yaşaracak yine belki, ağladığımdan olmayacak bu kez. Bahar sabahının pusundan diyeceğim soranlara.

Devamını Oku
Funda Kocaevli

Ruhumun yangınlarına hoş geldin. Sağanaklarınla serinlet beni gece gözlü sevgili. Yağ üzerime damla damla. Birbirine değmez hiçbir damlan, tenimde her noktaya düşer usulca. Yağarken de severim seni, akarken de. Kâh yangınlara atarsın beni geceyi kıskandıran gözlerinle, kâh güneş ellerinle tutar götürürsün dalgaların valsine. Dumanı tüter yüreğimin. Sen gelince başka, sen gidince başka yanar bu gönül.



Depremlerime hoş geldin. Sarsıldıkça yarılır yüreğim, seni alır içine. Büyür, genişler boşluklar. Sen dolarsın ansızın her yere. Kapıdan, pencereden, aralık kalan her yerden, kokun sızar benliğime kadar. Efsunludur sana ait her şey, ben bırakırım kendimi sana. Depremlerim bile alamaz beni senden. Gidip gidip gelemediğim yollar vardır hep anılarımda. Toprak yarılır depremlerimde, maziyi yutar. Sadece sen kalıverirsin karşımda. Peşin sıra yaşarım her şeyi.

Devamını Oku
Funda Kocaevli

İnadına kaçmıyorum bu kez
Göğsümü açıyorum sevdaya
Gözlerimi sana çeviriyorum
Seni sevmeye başlıyorum
Bir şiir dokunuyor beyaz kağıtta
İlmek ilmek, hece hece

Devamını Oku