Kapı da gıcırdadı gece,
Sessizlik karşıladı yine.
Bir bavul duruyordu yanda,
Ağzı açık göz kırptı bana.
Küçük bir mont vardı yanında,
Aşktan değil, ondan sonra oldu bunlar.
Saat ayarı yok artık bazı sabahlar.
Erken uyanmaksa gereksiz geliyor,
Alarmsa beynimin içini deliyor.
Hayat küçük, gereksiz ayar bıraktı.
Gönlü yolda kalan
Anlar bizi uzaktan.
İçime dert dayandı,
Al kına gibi yandı.
Parmak izime değil, canıma bastı;
Sustuğum ne varsa sınırını aştı.
Bunca acıdan sonra ne bıraktı?
Fırtınada kaybolan yaprak mıydı?
Her biriniz ayrı ayrı bir kıta,
Ararım sizi aynı haritada.
Çünkü bir kalbin coğrafyasında,
Mesafe yoktur; dönerim canlara.
O yüzden “canlar”dedim ben size,
Sen aşkı çantada bir keklik mi sandın?
Aşk bedel ister, sen pas geçtin, yandın.
Anlatıyorum ama bak hâlâ anlamadın;
Kendi yalanına en çok da sen kandın.
Gönül, bir kelebek misali,
Bir bakışa vurulur, biter.
Seviyorum demek kolay belki,
Gördüğü çiçeğe konmak ister.
Gökyüzü bağrışlarla delinmiş bir perde,
Çığırtkan sesler büyüyor kulak diplerimde.
Tükürülen cümleler gibi kaldırımlara,
Sesi paslı çanlar gibi düşer avlulara.
Bir nehir var, kıyısında yitik ay ışıklarını saklayan, benim içimde.
Her çırpınışım, çatlayan sessizlik gibi, denizin taşlı dilinde.
Uğraşıyorum, kırılgan umut parçalarını ezerek, düşleri didikliyorum.
Zamanın çürüyen yapraklarını sıyırıp gecenin karnına bırakıyorum.
Çocukça bir aşktı inan benimkisi
Ödünç isterken senden o kalemini
Keşke elime dokunsa dedim içimden
Söylemediklerimi geçirdim kalbimden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!