Ayaz kuşu titrer soğuk rüzgârında,
Umudu taşır kalbimin diyarında.
Kanadı yansa da düşlerin harında,
Yılmaz direnir bugün de yarın da.
İki kişi birden tutarsa aynı ipi,
Fırtına koparamaz o gemiyi.
Esintisi yorsa da rüzgardan,
Soğuğa, yağmura aldırmadan.
Sesi sustu evin her yerinde,
Gölgesi kaldı anılar defterinde.
Bir dağdı, gülümseyen o yüz bana;
Şimdi sessiz bir yıldız gök dumanında.
O bir çınardı, biz dallarıydık;
Gözlerinde eridi sarı, parlak gün ışığı;
Sözlerin adeta bal köpüğü damlası.
Parmak uçlarında minik bir haz saklı,
Kulaklarımda bırakır tatlı bir yankı.
Boşlukta sesim kimi zaman,
Dilemedim kimseden aman.
Hakkım, kuytu köşede kalan…
İnandım, gelir benim olan.
“Belki”miz diyorsun, yok muyduk biz bir zamanlar,
Kim bilir, bir yankı sessizliğe karışan o anlar.
Adını anarken kalbim hızlı atıyor, arkası karanlık,
Düşlerim çoğalıyor, gecenin dilinde bir şarkı anlık.
Kırılıp yeniden
Hayata başlarken,
Güzel günler hatırına
Olur mu beni yorma.
Zarlar saçıldı,
Senle her yudum, kırk yılın hatırı;
İki fincan arası , ömürlük sırrı.
Ocakta taşarken neşemiz vardı,
Ağızda tat, gönülde keyif kaldı.
Birlikte kavrulduk, zamanla piştik,
BİR SİMİTLİK MUTLULUK
Düştüğün yerde dönüp, durup kalma;
İpte kaldığında kendine de kızma.
“Yeniden” demeyi öğretir hayat sana;
Mutluluk değildir ki çok uzaklarda.
Kalbim seninle dolu, deniz gibi taşar;
Bozburunda aşk, akvaryumda başlar.
Gökyüzü, mavi su—camdan daha ince;
Görürsün dibi denizin, içine düşünce.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!