Fatma Doğan Şiirleri - Şair Fatma Doğan

Fatma Doğan

NATALİ
Natali!
Teninde kavruk kiraz çiçeği kokusu
Yüzündeki tebessüme saklanmış muğlak bir korku
Biliyorum derdini, ne kadar gizlense de kapı ardına
Senin gözlerinde bende olmayan bir şeyler var

Devamını Oku
Fatma Doğan

NEDEN AŞKLAR HEP ÇÖLDE GEÇER LEYLA!

Neden aşklar hep çölde geçer Leyla?
Neden kumlara gömülür destanların ölüsü...
Ezeli bir kaidesi mı var sütun başlı servihan aşkların,
Ya da bana meçhul….

Devamını Oku
Fatma Doğan

FATMA DOĞAN
NE OLUR AĞLAMA
Ne olur ağlama;
Tüm sessiz şehirlerin surlarından yankılanıyor yoksa, ağlayan sesindeki hüzün?
Dağların bağrına varıp varıp yaslanıyor,
birer öksüz ve yetim gibi yankısı.

Devamını Oku
Fatma Doğan

NİYE ÇATTIN KAŞLARINI ZAHİDEM
# fatma doğan

Ah Neşet Babam!, sana çalıp söyletir ya bu dert, içli içli.
Bana da,bir kaşı kalem yazdırır , ilmik ilmik ördürür aşkı, ,
Ahu gözlüm, kalem kaşlım,

Devamını Oku
Fatma Doğan

O GÜN BOZKIR DOĞURDU MAYIS…

Bir mayıs sabahı ...
Anamın şakaklarında atıyordu zaman...
Kımıl kımıl…ırgalanıyordu,
Kızıl şafağın kundağı…

Devamını Oku
Fatma Doğan

ÖMRÜMDEN FİRAR ETMİŞ EŞKİYA YILLARIMSIN, TURAB?

Kırılgan bir zeminde geziyor ökçesine basılmış topuklu pabuçlarıyla, Turab
Elleri cebinde , ömrümden firar etmiş delişmen adam,
benimse yaşım ermiş kemale,
aklım başımda şimdi ,ala.

Devamını Oku
Fatma Doğan


PAYİTAHTIN PAYİTAHTIMI FETHİ
#fatma doğan

Bir kaşı kalem süzüyor,
Baştan ayağı beni.

Devamını Oku
Fatma Doğan

PENELOPHE
Karıştı bir işveyle saba yeli saçlarımın arasına
Karış karış dolanıyor mermer tenimde,
Güneşin kadife tonları
Ama alnımı yarıyor,
tarihin derin vadi oyuklarından akan zaman

Devamını Oku
Fatma Doğan

PİNOKYO MASALI
Sen çağır ben duyarım fezalar ötesinden
İki elim kanda olsa,
Çıkar gelirim masallardan, salah diyarlarına.
Silerim gözünden tarihin timsah gözyaşlarını,
İncir yapraklarıyla.

Devamını Oku
Fatma Doğan

FATMA DOĞAN
POZİ UZAY MACERALARI
Pozi yavaşça cihazın yanına yaklaştı. Onu eline aldığında, cihazın üzerinde bir ekran belirdi. Ve ekranda, bir yüz oluşmaya başladı. Fakat bu, bir insan yüzü değildi. Gözleri büyük, kulakları sivriydi. Bir uzaylıya benziyordu!
Yüz: “Pozi, acil yardımına ihtiyacımız var! Bir iş için seni seçtik çünkü uzayı, sen de bizim kadar merak ediyorsun,” dedi ekranda ve titreşen bir sesle.
Pozi’nin kalbi hızla çarpmaya başladı. Bu gerçek olamazdı, değil mi? Yoksa gerçekten bir uzaylı mı ona sesleniyordu?
Evet, bir uzaylıydı ve Pozi’ye sesleniyordu. Pozi şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacaktı. Demek ki hep tahmin ettiği gibi telepati yoluyla uzaylılarla bağlantı kurulabiliyormuş. Evet, şu an uzaylılarla hiç konuşmadan iletişim halinde konuşabiliyordu. Aslında çok korkmuştu ama. Merakı korkusunu bastırmıştı. Benden ne istiyorsunuz diye geçirdi içinden. Karşısındaki uzaylının da telaşlı bir hali vardı. Korkutucu ve ürkütücü de değildi. Önce kendimi tanıtayım dedi, uzaylı. Benim adım da senin adına çok benziyor. Zaten senin ismin çağrıldıkça? Ben kendimin çağrıldığını düşünüyordum acaba kimmiş bu diye merak edip seni araştırdım. Bizim orda bana Ayponzi derler. Görevim uzayda. Yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmek. Uzaya meraklı olanlara fark ettirmeden uzayın sırlarını keşfetmelerine yardımcı olmak.

Devamını Oku