Dağların esintisinde söylenir
Hain kurşunun türküsü
Bozkırların yamaçlarında
Sararır nice ana kuzusu
Bir can yanar hain kurşunun yolu üzerinde
Senden ihanet beklemezdim
Başkaydın,çınar ağacımdın hayatımda
Benden saklı bensiz bir dünyan varmış meğer
Doldurmuşsun dünyandaki boşlukları
Çelişkilerini kapatmışsın karanlık odaya
Ben siz bir dünya kurmuşsun bir başına
Hak tanısalar gülmeye
Kaç kez gülersin benimle
Bir düşünsene
Kaç kez tutarsın elimi
Benimsin dersin.
Fakirin ekmeğini bulması gibi
Mevsimler gibidir insanların hayatı
Bazen bahar olur güller açar bülbüller öter dallarında
Herkes sever manzarayı paylaşmak ister
Bazen soğuk yel esiverir üşütür tenleri
Sıcak mekanları ister gönül dışarıdan seyir hoş gelir
Zemheri gibidir bazen de
Askıya asmıştım kederlerimi sen geldin diye
Düşlerime perde çekmiştim
Peçeteleri sehpanın üzerine bıraktım gözlerim nemlenmeyecek diye
Kal bu gece
Söylemek istediklerimi biriktirdim içimde
Anlatacak o kadar çok şeyim var ki
Can parem
Canıma can katacak nazlı dilber
Bir yanım dünyaya küs,aşka yenik
Bir yanım iftarı bekler gibi aç
Seni bekler seni ister
Güz geldi seher bülbülleri özlem söyler
Sensizliğin esiri
Sonsuzluğun yolcusuyum
Unutulmuşların kapısında
Kahrına köleyim
Anlamsızlıkların içinde
Sitemlerin bittiği yerde
Sevgiye gözyaşı dökerim
Aşkı yaşatan yare küsemem
Gönlümü çalmış,sadece geri isterim
Dünyaya bir daha gelsem
Yollar alıp götürür seni
Bulamayacağım mekanlara
Yollar ne kadar açık olsa da
Kapılar kapalı
Bulamam ne kadar yol alsam
Bulmamın bir anlamı kalmadı nasıl olsa
Kim koyar sınırları
Kime göre olumlu olan herkesçe olumlu görülür
Bir kez geldiğin kısacık ömürde
Neden birilerinin sınırlarını geçmemek için
Ömründen fedakarlık eder insan
İçinden geldiği gibi yaşayamaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!