Uzun ve incedir hayatın yolu
Bazen uçsuz bucaksız dümdüz bir yol olur
Bazen de keskin virajlar çıkar karşımıza
Hayatı durdururcasına basarız yaşam firenine
Umut ipliğiyle sarılmış makaradır ömür yolu
Bir sen anlamadın beni
Hava burcuydum gezegenim Merkür’dü
Tez canlıydım,bir o kadar da ısrarcı
Sevecendim neşeliydim ama
Gelip geçer dediğin heveslerim vardı
Yağmur olur iz bırakırdı geçtiği yerlerde
Ey benim dumanlı başım
Hani dörttü mevsimler
Hep başımda bir duman ,bir sis
Ne zaman geçer bu hazan
Yordu yıllar, beklide sevdalar
Sarı gülüme goncama
Nazlı yarime
Evcil kuşum,kedime
Odamın ışığı
Yastığımdaki huzurum
Kirpiğimdeki nemim
Çok oldu senin şarkını dinlemeyeli
Tuzlu suyun neminde üşümeyeli çok oldu
Isınmak için sarılacak kimsemin olmadığından olsa gerek
Göz yaşımın izleri yüzümde yol oldu
Acılara tutundum her gidişinde
Bir gün olurda yorulursan
istemeyişlerini boş ver
Elim açık beklerim
Yeter ki uzat elini gel
Olurda düşersen yere
Mistik bir düşsün Troya atının önünde
Çimenlik kalesinde bir prenses
Düşsün geceleri hayallerde
Özelsin, güzelsin gören gözlere
Uykusun sessizlikte
Havanın renginin önemi yok bugün
Bakışlarımdaki durgunluktan değil denizin sessizliği
Düşüncelerimdeki kimsesizlik ve yorgun düşünceler
Sensizlikten daha güzel bu gün
Sana soramadığım soruları
Doğan güneş
Al götür beni
Kırmızı lale tarlaları
Bozkırları ulaşmak istediğim
Göğü delen dorukları,dolaştır.
Doğuşundaki heyecanı,mutluluğu yaşat
Sarı sokakların vakti
Rüzgarların mevsimi artık
Tüm canlılığını terkedip
Sessizliğe büründü şehir
Kuytuların sıcaklığı hissedilir oldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!