Ne senin unutman mümkün, ne benim unutmam mümkün,
O günleri yaşadık biz, mazi olup kalsa bile…
Şöyle bir bak mazimize, sanki her bir şey daha dün…
Geçip giden bu seneler, ömrümüzden çalsa bile…
İnkâr etme hiç boş yere, sende pişman olmuşsundur,
İnkâr etme boş yere, sen de beni sevmiştin!
Bu hayatın yolunda beraberiz demiştin,
Ne oldu ki bir anda birdenbire değiştin?
Bu âşk için bana sen, ne yeminler etmiştin…
Keşke senin gibi ben atabilsem kâlbimden
İnsanın kendinden kaçması çok zor,
Unutmak istesen unutulmuyor.
Mazide kaldılar hepsi desende,
Teselliyle yürek avutulmuyor.
Gözünün önünden geçer anılar,
Bu dünyada dostluklar para ilen, mal ilen,
Bir gün bitti mi bunlar, kalmaz dostunum diyen.
Düzeni böyle kurulmuş bu yalan dünyanın,
Arkandan kuyunu kazar şimdi yüzüne gülen.
Ay ışığında küflü tenekeler altın gibi parlar,
Hayatımın baharı artık Hazan’a döndü,
Gönlümdeki bu sevda, yaşayamadan öldü.
Özlenen o mutluluk, o umutlar nerede?
Dünyam şimdi karanlık, âşk’ın Güneşi söndü…
Gözümden dökülürken yaşlarım sıra sıra,
Hayal edip de seni öptüm yanaklarından
O pembe yanağına ateş düşüp yandı mı?
Rüzgârlara seslendim seni çok sevdiğimi,
Sesim erip te sana, kulağın çınladı mı?
Gündüz düşlerimdesin, gece rüyalarımda,
Albümdeki resimlere,
Bakıp, öyle kalakaldım.
Dalıp gittim derinlere,
Hasret ile adın andım.
Tarihleri mazi olmuş,
Bu sevda ateşi söndü sanırdım,
Meğerki altında yanan köz varmış.
Yıllardır kendimi böyle kandırdım,
Heder olup geçen sade yıllarmış.
Acı bir tebessüm, manalı bakış,
Henüz ecel gelip kapın çalmadan,
Bir güzel busesi yap nazarlığın.
Ne aldın dünyadan ömür yaşadın?
Azrail iledir son pazarlığın.
Vakit erken henüz sökmedi şafak;
Sen giderken yanında, beni de götürmüşsün,
O gün, bu gün, ben hâlâ kendime gelemedim.
Bir parçasın canımda, aldığım nefesimsin,
Hayat senle var imiş, kıymetin bilemedim…( ben bunu bilemedim)
Seni ne çok özledim, sen bunu bilemezsin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!