Bir deli kız türküsünü,
Söylüyorum çal diyorsun.
Bu türkünün öyküsünü,
Ara bende bul diyorsun.
Bu hasretten bıkmıyorsa,
Herşeyi dinleyip bilip dertetme,
Olana bitene karışma kafam.
Dediklerim olsun diye diretme,
Kalana gidene karışma kafam.
Bırak bazı şeyler öylece kalsın,
Ne cadde ne sokağın
Bir yere çıktığı yok.
Ve şehir darmadağın,
Kimsenin taktığı yok.
Yok ne ses nede seda,
Nerde insanlar nerde.
Cenneti dünyada yaşardık bizde,
En baştan olsaydık, ikimiz şayet.
Sonra olmadıysa suç kendimizde,
Sende bende hiçe yandık nihayet.
O kadar kıymetli gördün kendini,
Başka kimse sana naat çaldı mı.
Terk etti kim varsa yıkıp bendini,
Bir bak etrafında kimse kaldı mı.
Sandın öyle sürer öyle düşkünler,
Bir parça mutluluk uzunca yoldan
Gelir diye umdum, kırk yıldır hayal.
Gitmeye çalıştım ben onca koldan,
Kırk yıldır aynı şey, kırk yıldır hayal.
Mesafe yakındı göründü mümkün,
Bir ağrı eşiğim, bir tahammülüm,
Benimde sabrımla bir sınırım var.
Yorulup usandım etmeyin zulüm,
Kalbimi kırmayın, dedim o kadar.
Vurup derin derin, dertle oyunca,
Ve bitirdi Justina
Somuta kitlenmişi burdan alıp soyuta,
Yürütürken yansıttı ışığını Justina.
İnanılmaz olanın yaşandığı boyuta,
Kendisiyle götürdü aşığını Justina.
( Devri kapattı Justina )
Ne kadar zaman sonra başlangıcında sonun,
Elinde sedir bavul duruyordu Justina,
Kapısı koyu ceviz tunç tokmaklı şatonun,
Önünde bir gelecek kuruyordu Justina.
Sandım ki bilmeden kırdım da küstü,
Bu son sözlerimdir bu veda dedi.
Bir köşe başında bir akşam üstü,
Buraya kadardı elveda dedi.




-
Göknur Albasan
Tüm YorumlarŞiirleriniz çok güzeller. Kaleminize sağlık