Seni görmediğim zaman, hayalînle yaşarım.
İnan bana sevdiğim, bu aşk hiç bitmeyecek.
Ekmek gibi su gibi, ben sevgine muhtacım,
İnan bana bir tanem bu aşk hiç bitmeyecek.
Hadi gel aşkımızı şu dağlara yazalım,
Bir gölge gibi,
Sokuluyorsun geceme.
Adını anmakdan bile,
Ürküyor içim.
Bugün seni kendime benzettim Orhangazi.
Dolaştım gece boyu sokaklarında.
İnceden bir yağmur yağıyordu,
Sessiz, dingindi her yerin,
Tıpkı yüreğim gibi.
Bugün benim doğum günüm
Eylül’ün altısı,
Yani sonbahar...
Yani dökülmeye başlayan yapraklar,
Ve dörtnala akıp giden zaman...
Bugün canım sıkılıyor,
İçimde bir huzursuzluk var.
Bilmiyorum beklide sen yoksun diye.
Etrafta bir sürü tanıdık yüz dolaşıyor,
Ama hepsi yabancı.
Bugün canım sıkılıyor,
İçimde bir huzursuzluk var.
Bilmiyorum beklide sen yoksun diye,
Etrafta bir sürü tanıdık yüz dolaşıyor,
Ama hepsi yabancı.
Ne sokak lambasında eski ışık,
Ne de aynanda dünün bakışı.
Arasan da giden zamanı,
Tozlu raflarda bulamazsın.
Tarih burda başlıyor,şanına şan katıyor,
Neresidir demeyin, bir cihandır burası.
Osman bey,Orhan bey toprağında yatıyor,
Görmedim demeyin, yeşil BURSA burası.
Hanları,hamamları,camileri,köyleri,
Bursa’da bir gece,
Uludağ’ın ayazı,
Çöker şehrin üstüne.
Sessizlik ince bir örtü gibi,
Sokak aralarına siner.
Bursa uyanır güne yağmurla,
Uludağ sarılmış gri bulutlara.
Yeşile düşer damla damla bir nur,
Her sokak başında başlar bir huzur.
Tarihin taşında yankılanır ses,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!