Tarhını söktüğün çiçeklerimin
Boş kalan toprağı yetsin ruhuna
Gülistan saydığım dikenlerinin
Kanımı kattığı yeter suyuna
Maziye gömdüğün hayallerimin
Rüzgar deli esince
Gözlerim gemilerine liman olur
Fırtına koptuğunda
Gözlerimi vereceğim
Sevdiklerini sırtında taşır
Ağır adımlarla yürür yılları
Kırılınca içine kapanır
Bu yüzden ağardı sakalları
Kanatan soğuklarda canhıraş
Ekmek davasına durdu bu eller
Çocukken düştüm hayat kavgasına
Aklarla süslenen saçlarımı taradı ne yeller
Sakınmayı bilmediğim için varsıl olamazsın dediler
Ne balıklar suyun durgunluğunu bilir
Ne kuşlar gökyüzünün maviliğini
Nede insanlar hayatın güzelliğini
Dalga vurmadan, gece olmadan, süre dolmadan
Seni söylediler bana
Şöyle durup düşündüm bir an
-Neyimsin?
Seni çizdiler bana
Kapadım gözlerimi
-Düşümsün
Sen gülizarda bir gül
Ben dertli garip bülbül
Gece hasretini çeksem
Gündüz nazını
Yinede kırmam seni
Nasıl başlanır söze ayrılık mevsimi?
Herkesin yaşanmışlıkları var cebinde,
Dünü bugünden, bugünü yarından ayrı kılan ne?
Tükenmiyor muyuz hepimiz an denen sürüklenişle?
Ne tuhaf şey şu insan!
Binbir umut sığdırmış el kadar yüreğine,
Tel örgü üzerinde özgür kuş
Parmaklıklara sığmayan bir avuç düş
Anladım esaret zindana değil
Geceye mahsus
Tabakamda alın yazım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!