Çivinin çiviyi sökemediği masanın enkazında uyanırdı suskunluğum;
Geceden kalan bir tutam anason, biraz da telvenin isyanı...
Muzdarip kılınmış eğri gerçekleri ele alırdım,
Sakıncalı teoremlerin gölgesine düşerdi ismin.
Hangi beyhude formülü kurgulasam, mutlak paydası yokluğun;
Mantığımın terkisinde mühürlü o tekinsiz sızın...
Kasvetli bir rüyanın garabetinde esir kalışın,
Şimdi avucumda rehin kalmış o mağrur resmin.
Melankolik cümlelerin nereye çıkacağı belirsiz aslında,
Vakit ne çok geç ne de az erken sen yokken...
Gökyüzünden kopardığım yıldızların haddi hesabı yok;
Bağışla, çok içmişim; karşımdayken kaybolan cismin.
Veysel Baba'nın gözüyle görüyorum yalnızlığı,
Beethoven'ın kulağıyla dinliyorum şarkıları,
Neyzen'in sövdüğü dille ediyorum küfürleri;
Yıllandı şarap gibi, artık sessiz tükenişlerim.
Ne şafak sökerdi, ne dumanı dağılırdı hicrimin,
Ne meltemi durur, ne poyrazı dinerdi aklımın.
İbresi bir tek sana çıkardı yorgun pusulamın;
Bir beni yıkardı, bir seni asardı arsız kalemim.
Kayıt Tarihi : 6.08.2026 14:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Masadan kalanlar




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!