Halbuki özlenmiştin
Bekliyorduk her zaman gelişini
Özlemiştik
Adımların ağırdı
Çocukluğumdun.
Gri bir Ankara sabahıydı
kim bilir kime göre kimden bir beklenti içindeyim?
ya da farklı alem burası
aynılarla dolu olmaktan yakınan
gariptir kabus görüyorum
hayallerimin ötesinde çizelgeler
ya da ben öyle sanıyorum
Günler,
Tükendi.
Saatler kaldı.
Haftası çıkmaz bu mevsimin,
Gelsene,
Yoksa adıma şarkılar mı yazacaksın?
Bana bakma,
Anlamsızca kaybediyorum kendimi bazen
Çaresizlik okyanusunda bir damla oluveriyorum mesela
Ya da kaybedişler ülkesinde buluyorum kendimi bir yol kenarında
"Ve" kelimesiyle bitmez cümlelerim
Ben yalnızca yalnızsız bir yalnızlar kayboluşunda kaybettiklerine nazır bir yalnızlıkta ölüyorum
Toprağında bahar gizli ülkemin
Ayasofya’m kan ağlıyor kafeste
Çaresizlik sarmış dört yanımızı
Ağlamaklı ama kararlı bir devrime doğru giderken
O mahur besteyi söylüyor
Yeniden ülkemin insanları
Ya umutlarım artar
Ya da kayıplarım
Her durumda büyük gün bugün...
Aslında eylül gibi narin bir esintiydin
Yoksa Arnavut kaldırımları kadar sahici mi?
Sokaklar alabildiğince vakur bekler sonbaharı
Gülümsemen ile başlar yeni gün
Ve vakit yine gece yarısını bir geçiyor.
Aslında eylül gibi narin bir esintiyle gülümserdin bana
Kıyıya vuruyordu insanlık yine
Hepsinde küçük çocuğun alnındaki çamur kadar kirli alınlar vardı,
Sessizce susuyordu insanlık
Ya da konuşması sus pus...
03.09.2015-ankara
Baharlarım vardı benim,
Bir de bitmesi gereken malum kışlar...
Zerresinde ekmek banılan ayıplı kederler
Ya da çaresizlik içinde yoksun bırakılan zürriyeti askıya alınan gündüz düşleri
Yoksa hiç bir kış bu kadar yalnız olur muydu?
Yahut senfonik silsile...
Bir fotoğraf karesi görürdüm kendi kimliğimi
Acizlik yabancı değilmiş meğer bana...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!