Belki de bu son canan kaybımdır,
Veyahut vaziyet-i ahvaldir kim bilir.
Sadeydi sadece;
Bütün cümlelerden hallice,yalnızlıktan kötü
Ne zaman son hayal etsem;
Ki mutluydu her bir satır,
Ertesi gün vakit gelecekti
Ve birtakım hayal müsveddelerine gizlenmişti sokaklar
Zamansız gidişlerin neticesiydi ağlamaklı ruh hali
Yahut çaresizlik kisvesi ancak bu kadar çökerdi insanın üzerine
Gölgelerin nispi gücüydü bu
Korkusuzluk kadar sahici hiç bir şey yokmuş…
biz sadece özlemeye devam ediyoruz
karanlık bir pusuda kaybolmuşuz
güzel gün görmek hayal
canımız gitmiş
kalakaldık
Lüzum değil karanlığın tanımı
Sanki ölüm bize bu kadar yakındı...
Ya baharlar bize daha yakın
Ya da kışların adı çıkmıştı.
Keyifli hüzünlerim vardı
Yağmur olabilmenin tarihçesiydi zaman,
Keşke yeniden taze kalabilseydik
Şimdilik ölüler kalıyor nefessiz..
Ayrı bir neden bulunmaz zamansız kalmaya
Çünkü her neden bırakır kendini bir başka sonsuzluğa...
Yağmur olabilmenin tarihçesiydi aşk
Şehrin her bir cadde kırıntısı zamansız bir vedanın tecellisi,
Her şimdiki zaman, hüsn-ü keyf
Ey mihr-i terk veya mah-ı kün!
Neredesin?
3 TEMMUZ 2017
Ey benim mavi serzenişlerim,
Kölesi olduğum mihr-i zaman,
Mah-ı matem...
Gelsen de baksan bana,
Bir gülümsesen mesela
Malum sonla görsem
Herhangi bir şimdinin ötesinde,
Elzem bir gün doğumuna müteakiben,
Yalnızlık kadar Istanbul,
Şu an kadar kederli şehir kırıntısı
Bana,
Mihr-i zaman mah-ı kün
Nefeslerle alınmış birkaç Karbonmonoksit kalıntısı,
Ya da ötesinde kalmış oksijen sersemliği…
Niteliğinde kaybolmuş şehir serserilerinden daha fazla nicelik kazanmıştır keder;
Ve elzem olan savrulanların kisvesi altında ezilen tarla başlarındaki nidalar,
Su birikintilerine hapsetmiş suretimi dolunay,
“İnadına yaşamak” dedikleri bu olsa gerek.
Ansızın,
Apayrı bir seremonidir siyah ışık
Ve ömrüm ben ne zannediyorsam öyle yaşlandıracak beni
Şöylemesine kahkaha..
Ansızın,
Apayrı bir seremonidir yaşantı silsilesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!