Sessizce bir çığlığın garantisiydi gün doğumu
Pek tabi alımlı bir alacakaranlık bizimkisi
Vedalarını yeni tüketmiş bir gölge
Yahut şimdisiz yarını kovalayan haylaz genç
Hepsi ben, hepsi bir şahıs zamirinde
"Keder" diye ruhuma emanet edilen veryansın
Bazen;
Kabuklarımdan sıyrılıp kaybolduğum zamanlar hatırına
Bir kara parçası düşlüyorum
Biraz bozkır ekelim üstüne
Kahverengi toprakları olsun
Üzerinde sararmış otları
Zamansız, böyle aheste bir keder
Yahut niyesiz ölüm
Her anlam ayrı bir niyet ve niyesiz ölüm,
Niyesiz ölüm
Hep ölüm...
Zamansız, böyle aheste bir keder
Sorgusuz sualsiz bir kaç harfi sıralasam
Vedaya nazır olmasa kelimelerim
Anlamı olsa
Ama ağlamaklı ve umutsuz olmasa satır aralarındaki anlamsız işaretlemeler
Noktalamalar sövmese kalemime bir kere olsun
Peş peşe
Peşinden bir kaygı daha
O kadar garantisi var mı?
Biraz fazla küçümsüyorum galiba
Ölüm kelimesinin manasının silüetini
Oysa ne güzeldir Ankara'da zaman
Kendisini gerçekleştirir insan
Birkaç hatıra birikir
Kaydı olmayan zihin defterinde
Bir akşam vakti çöker grimsilik tepesine şehrin
Yeşil terk etmiş
Bir paradoksun içindeyim
Kayboluyorum
Kelimelerin anlamsızlık okyanusunda
Virane bir halde buluyorum kendimi
Ya da kendimden saydığım her şeyi
Hangi mevsim sana bu kadar benzer?
Düşler ve diğerleri dışında...
ANKARA/24.05.2015
Gözlerimin önünde oldu her şey,
Zamansız bir gidiş rüyalarımı süsledi.
Hikâyesi basit bir trajedi,
Ya da biz kendimizi fazla önemsiyoruz...
Aynı şarkıları söylüyoruz yine
Mevsimler hep aynı
"Sıradan bir yaşantı" diyelim gitsin
Noktalama işaretleri bile aynı
Oysa nidalar atardık eskiden,
Kelimeler kifayetsiz kalırdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!