Umutsuzluk mu yoksa yarına kalan
Erken ölüyor genç sanılan çaresizlik belirtisi
Kaç mevsim geçer üzerinden
Mutluluk gözyaşlarının..
Tükenmiş kayıp senfonileri
Aidiyetlik kat sayısı altında
Mana kazanmış bu zamanki çizgisel serzenişler
Ya da kaybetmek
Her yolun bitiş noktasında....
Beyaz bir ölüm var
Karartılarda
Yaşantılar gördüm
Bir karargah garantisinde
Yalnızlığa çeyrek kala...
Sevmek karanlığın en dibi
Hasretin koynunda gelişir zaman dilimleri
İnsan başka bakar dünyaya
Ya da kendi kendini öldürür
Sevmek karanlığın en dibi
Ya da mevsimi geçmiş düşleri hatırla,
Sana yangınların ötesinde yeni bir ülke sunsun.
Hakiki terimler kullan;
Kırlangıçlar ülkesinden gelen sıra dışı kelimelerdir onlar,
Olmadı, biz sıradışıymışız gibi davranırız...
Ya da bırak kendini derin hüzünlere,
O gözlere uyanmak…
Masum bakışların içinde kaybolmak kadar keskin ve inceden yaralar adamı
Ben aidiyet ile yok ediliş senaryoları yazarken
O gözlere uyanmak…
Sana mevsimleri getiremem
Kayboluyorum,
Ezgilerin içinde
Matemsiz geçmez gün
Nargilemde son nefesle...
Bakmayın özgür bir ruh olarak kaldığıma
Karanlık ve kararlı bir hava hakimdi gökyüzünde,
Keyfiyatı iş bilir sayılan bir kaç güruh
Ve aynı mevzide silah kuşanır birileri.
Hep mi ölüler anılır bu yolda?
Ya da karmakarışıktır hikaye,
Ölüler gömülürken sokaklar taşar.
Onlara ölü mü dediler?
Yağmurlar iklimleri izliyordu şehirde
Yepyeni bir siluet kazandırıyordu kendine karmaşada
Ve fikr-i zaruret içinde kalıyordu kendisi
Yahut kimliği akıl çıkmazında...
Ben yahut Silistre,
Anlamlıların ötesinde görsem kendimi,
Ve yeniden hoş geldin yalnızlık,
Ne güzel geldin öyle
Sıradan...
Oysa böyle afili bekliyordum seni,
Şarkılı türkülü
Seni terk etmem imkansız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!