Ölü bedenlerle nedenler sessizce uzaklaşır birbirinden
Ne de olsa son çığlıktır aldığım nefes
Yahut sıra dışı ölüm olur benimkisi
Sanki ardımdan gelen yalnızlık bana aidiyetimi sorgulatıyor
Naçizane düşlerim ölü kalır yanınızda...
Soğuk bir beden vardı,
Ve vakur bir duruş sergilerdi adam,
Ne de olsa aynı zaafları vardı
Yalnızlık rotalı bir yolculukta ilerlerdi adam,
Anlamazlıktan gelen bir hali vardı curcuna içinde
Kafi gelen sadece sadelik,
Simsiyah gecenin kırmızı ölümlüsü
Ben karadan da karanlık gördüm,
Belki son kez doğmuştu gün...
Ey siyah neredesin?
Gelsen ya,
Maviyi sarıp sarmaladın
Tüm renkler yitip gitti senin koynunda.
Ve kalsan benimle bir akşamüstü,
Vedasız bir "veya" yaşasak,
Yağmur yağsa mesela
En azından gülümsesen,
Mevsimlerden bahar olsa ansızın
Yalnızca yalnızlığın tadını çıkaran bu biçarenin hüznü olsan
Antibiyotik bir intihar girişimi sadece,
Ya da bizzatihi kendisi...
Anlamsız karmaşaların sonu ölüm,
Ve hüsran kaldı ellerinin arasında.
Ölüm ne güzel ölüm!
En güzel ölüm,
Adımlar arttı
Geliyorum
Güneş doğumuna yakın zaman
Sesler duyuluyor
Belki de tahrik hissediliyor
Aynı adla yazılıyor tüm romanlar
Bir gece yarısı
Saat yalnızlığa çeyrek kala
Bir hüzün var gönlümde
Böyle kötü bir hissiyat
Sanki kaybolmak var sonunda
Aşkın…
Sadelikle,
Sessiz bir kıvılcım
Ve Akdeniz mavisine benzer bir gece
Travmatik karanlığın ortasında öylece duran bedenim
Veda zamanı gelmiştir
Kırmızıların arasında bir hanımefendi
Kendi mevsim sayımlarımın aksine
Destursuz, kalıbı dar bir yalnızlık seziyorum
Keder bir rıhtım gibi bekliyor kendi gidişimi
Beklenen!
Öteden beklenen,
Bırakma benim hayalsiz gülümsememi...
Kalbimden; doğan güne inat bir vakitlerin tam ortasında
Yeniden gülümseme belirdi yüzümde
Ve hep alacakaranlığın belli belirsiz kimliğinde
Ne siyahi ne beyazımsı
Her yer grimsi
Sanki gülümsemek ile ağlamak arasında kalmak gibi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!