Hangi vedaya nazırdır bu aşk kırıntıları
Sevdadan doğrulmuş tüm çaresizlikler
Ve dâhildir hürriyet...
Hani bıraksam kendimi ülkemin toprağına
Baharlar türküdür nevruz ateşinin Kürtçesinde
Bir el var uzandığım noktada
Ötemde karanlıklar
Bir çıkmaza sürüklüyor
Çekip çıkarma çabası var
Bir el var uzandığım noktada
Sessizce ölüyorum,
Emsali görülmemiş bir karanlıkta yok oluyorum yine.
Anlamsız kederler kumpanyası sadelikle;
Ya da çaresiz çürüyor bedenim,
Şimdi tüm yollar sana...
Sessizce ölüyorum,
Kelimeler olsa ya özlemimden ileri,
Yahut şimdi gelse bahar...
Kimsenin umurunda olmasam bir müddet,
Sen hariç...
Kimileri yalnızlık sever kederli akşamüstüler toplamında,
Eh, sabahsızlık önemlidir bilirim.
İnsan gülmek için almak ister nefesini
Bazen şöyle ağız dolusu
Afili bir kahkahadır neticesi
Gözlerinin içi eşlik eder ya hani;
Beyhude yere de olabilir
Ama keyf-i kays mukabilinden çok fotojenik bir gülümsedir o vesselam
Camların Rumcasıydı onlar
Sadesi eylül rüzgarları
Mevsimlerin de geçiş güzergahıydı
Bir İstanbul kadar uzaktı insanlık
Vesaire söylemler vardı o zamanlar
Camların Rumcasıydı onlar
Güzel ayrı bir yalnızlık kelimesi
Güzelden ötesi bahar
Aynı kelimeler olsa kullanılan
Güzellik gibi güzel
Ya da yalnızlık kadar acımasız...
ne güzeldi güzellik olabilmek
oysa tüm güzellikleri yeniden güzel olarak izlemek vardı
güzel bir aşkın kıyısında...
21 AĞUSTOS 2014 PERŞEMBE
ESENBOĞA/ANKARA
Gönlümdeki farklı bir duygu bugün
Kahkahalı yalnızlık koydum adını
Yalnız kalasım var aynı trajediler içinde
Zamanımı bekliyorum
Duygularım kendini ele veriyor
Tenindeki kahve kokusu
Çaresizlik mi bu bendeki?
Aşk aitlik almayan nesne
Ve o hep aynılık kadar yakın
Ayrılık ondan da uzak değil,
Ayrı olsaydı aynı;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!