Zamansız, böyle aheste bir keder
Yahut niyesiz ölüm
Her anlam ayrı bir niyet ve niyesiz ölüm,
Niyesiz ölüm
Hep ölüm...
Zamansız, böyle aheste bir keder
Sorgusuz sualsiz bir kaç harfi sıralasam
Vedaya nazır olmasa kelimelerim
Anlamı olsa
Ama ağlamaklı ve umutsuz olmasa satır aralarındaki anlamsız işaretlemeler
Noktalamalar sövmese kalemime bir kere olsun
Peş peşe
Peşinden bir kaygı daha
O kadar garantisi var mı?
Biraz fazla küçümsüyorum galiba
Ölüm kelimesinin manasının silüetini
Aynı şarkıları söylüyoruz yine
Mevsimler hep aynı
"Sıradan bir yaşantı" diyelim gitsin
Noktalama işaretleri bile aynı
Oysa nidalar atardık eskiden,
Kelimeler kifayetsiz kalırdı
Belki de bu son canan kaybımdır,
Veyahut vaziyet-i ahvaldir kim bilir.
Sadeydi sadece;
Bütün cümlelerden hallice,yalnızlıktan kötü
Ne zaman son hayal etsem;
Ki mutluydu her bir satır,
Yağmur olabilmenin tarihçesiydi zaman,
Keşke yeniden taze kalabilseydik
Şimdilik ölüler kalıyor nefessiz..
Ayrı bir neden bulunmaz zamansız kalmaya
Çünkü her neden bırakır kendini bir başka sonsuzluğa...
Yağmur olabilmenin tarihçesiydi aşk
Şehrin her bir cadde kırıntısı zamansız bir vedanın tecellisi,
Her şimdiki zaman, hüsn-ü keyf
Ey mihr-i terk veya mah-ı kün!
Neredesin?
3 TEMMUZ 2017
Ey benim mavi serzenişlerim,
Kölesi olduğum mihr-i zaman,
Mah-ı matem...
Gelsen de baksan bana,
Bir gülümsesen mesela
Malum sonla görsem
Herhangi bir şimdinin ötesinde,
Elzem bir gün doğumuna müteakiben,
Yalnızlık kadar Istanbul,
Şu an kadar kederli şehir kırıntısı
Bana,
Mihr-i zaman mah-ı kün
İşte geliyorum çıplak tenlerinde
Çayırlarında koşuştursun gülümseyen çocuklar
Ve sen yine beyaz elbisenle bir kahkaha iliştir dudaklarına
Bırak,
Nefesine izin ver doyasıya bıraksın
Kendini,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!