*1. SAHNE: ŞAPŞAL KARŞILAŞMA*
Kuşkaş fırladı sahneye bir lastik gibi.
Zıplıyor durmadan sanki yay var altında.
Şaşkın gözleri fırıl fırıl tıpkı bir deli.
Döner kendi etrafında tam tur kıvamında.
Suskun saatlerde doğan vaatler
Sığınır gölgeler yaralı geceye
Zifiri geceye can verir yakamoz
Ay özleme esir, sitemler hediye
Zamanın çarkında ezilir koca asır
Yerden kalkar sırayla o üç ağır kara taş,
İlkinde bir çocukluk, sonuncuda bir savaş.
Mim sanatçısı büker dizini yük altında,
Görünmez kayalar var her insanın sırtında.
Taşlar düşer ve birden göğe yükselir kuşlar,
Papaz pilav yerken kaşığı kırılmış
Kaşığı tamir etmek için bir sürü papaz koşmuş
Toplanmıs papazlar istişareye
Nasıl tamir ederiz bu kaşığı
Papazlardan biri kaşığı kaynak edelim demiş
Diğer papazlar olmaz demiş
Mavi gökte kuşlar uçar, kanat çırpar hürriyete,
Selam durur yeşil orman, parıldayan memlekete.
Güneş, deniz, doğa renk renk, hoş koku salar havaya,
Yaz güneşi neşe saçar, mahal vermez endişeye.
Dostlar, patlıcan sıcağı başladı, erir yamaçlar,
Bugün günlerden yine pazar
Seni düşünüp içiyorum azar azar
Dilimin ucunda koca man bir hızar
İki dudak arası bir çift söze mezar
Yufka yüreğimden vicdanım bizar
İki kirpik arasından yaşlarım sızar
Katran karası gecelerden geçtim
Sevgiye muhtaç
Yanlızlıklar bizim bahtımız
Gönlümüzde aç
Bir yudum sevgiye
Muhtaç geldik muhtaç gideriz
Zaman, avuçlarımdan kayan bir kum tanesi,
Kulaklarımda çınlar hayatın son bestesi.
Ne bir hazırlık var, ne de bir haber,
Ölüm, kapıyı çalan ani bir misafirmiş meğer.
Bir nefeslikmiş meşhur dünya sahnesi,
Zaman, avuçlarından kayan bir kum tanesi,
Kulaklarında çınlar hayatın son bestesi.
Ne bir hazırlık var, ne de bir haber,
Ölüm, kapıyı çalan ani bir misafirmiş meğer.
Bir nefeslikmiş meşhur dünya sahnesi,
Sabah dokuz akşam / altı cenderem,
Yapay zekâ ölçer, / kaç saniye hamlem!
Performans grafiğim / koda teslimdir,
İnsanlığım bitti, / bir adım simdir!
Mülakatı yapan / kodun ruhu yok,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!