Perde yok.
Işık yok.
Gölge yok.
Sadece renk var.
Dağınık.
Leke leke.
Yüzüne bir maske takar.
Bu kez çıkaramaz.
Çünkü yapışmıştır deriye.
Terle, kanla, yalanla.
Salon dolar yeniden.
*I.*
Zamanın ördüğü / taş labirentte,
Esir bir gölgeydim / derin kasvette.
Kırdın zincirleri, / yırttın geceyi,
Çözdün gökyüzünden / gizli heceyi.
Şafak yırtılır birden, / toprak kükrer altta bak!
Sabanın demiridir / bağra saplanan bıçak!
Çiftçi, dev adımlarla / yarıyor bu evreni,
Durmak yok, dinlenmek yok; / unuttu o kendini!
Gözü kör topraktadır, / kollar kas katı, kesik,
Elimde durur / kırık bir küre var.
Parçası dağılmış / gök kubbe eseri.
Dünya döner sandım / meğer dönermiş ben;
Sahipsiz kaldım ben / kederime esir.
Yıldızlar düşmüş içe / baharı yitirmiş.
Piramidin tepesinde adam.
Rüzgâr.
Boşluk.
Aşağıda toz.
Tebeşir tozu.
İnsan tozu.
Sıradaki daireyi çizecek kişi girer.
Elinde tebeşir yok.
Gönye var.
Pergel var.
Cetvel var.
Kırık bir kürem var / avucumda saklarım.
Seyirciye gösterip / kendim kırıp atarım.
Kahkaham yankılanır / ayna labirentinde;
Hangi ben gerçeğim? / Bilmezsin peşimde.
Zavallı rolündeyim / diz çöküp ağlarım.
I. CEMRE: HAVA
Kırık kürem uyur, avucumda susmuştu,
Perde ağır ağır göğe doğru açıldı.
İlk cemre düştü başa, nefes olup savurdu;
Hava indi sahneye, tüm maskeler uçurdu.
I. CEMRE: HAVA
Kırık kürem uyur / avucumda susmuştu.
Perde ağır / göğe doğru açıldı.
İlk cemre düştü başa / nefes olup savurdu;
Hava indi sahneye / tüm maskeler uçurdu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!