I.
Pazar kapandığı an, hükmü biter kuruşun,
Geriye kalır ancak o kalpteki duruşun.
Ey talip! Sim ü zere aldanıp düşme yola,
Eriyen servetlere şahittir savuruşun.
I.
Yazı karışır kana, masal insana,
Söz uçar o an zamansız mekâna.
Kelimeler karılır sığmaz cihana;
Düğüm çözülür, dudak büzülür d/ârâ.
Ey bu şanlı destanı, kalbiyle yazan nefer;
Senin gibi ruhlarla, kazanılır bu zafer!
Adın mühürdür artık, istiklâl defterine,
Mustafa Kemal der ki: "Yolumuz arşa gider!"
Arşı titretse cihan, sarsılmayan imandır;
Bir damla şefkate kapalı kapın,
Taştan mı yapıldı senin bu yapın?
Altından, saraydan olsa da tapun,
Gönül yıkıyorsan insan değilsin.
Bak şu yıkık damın altı bir cennet,
Sessiz evrenin tam orta yerinde, döner durur her an bu garip başlar;
Gönülden çağlayan derin dert ile, gözlerden gizlice hep akar yaşlar.
İşitmez kimseler çıkan avazı, kış sanırlar bize baharı, yazı;
Sazın telindeki o ince sızı, cahilin kalbini doğrudan taşlar.
Yâr sevdan beni yâr sevdan beni
Kör kuyulara salan sevdan beni
Karanlık gecelerim sabah olmaz
Kör kuyulara salar sevdan beni.
Kör kuyularda gece harlanır özüm
I.
Taşlar bağlanınca sağlam temele,
Her iş akidince oturur yerine.
Gönlünde yer yoktur başka amele,
Fikirler yol bulur, iner derine.
Zemzem suyu içip içip
Doğalgazı buluyorum
Nalıncı keseri gibiyim
Sarayımda yaşıyorum.
Ağzımda altun kaşığum
Aşk üç harftir, sonucu kaderdir
Çektin mi acısını ?
Dindirebildinmi ağrısını ?
Hikmeti sefasını vede cefasını
Şimdi anladınmı aşkı/ki ?
Hz.Mevlana dindirememiş kalp ağrısını
Gözleri bir aynadır, kendi aksini arar,
Işıltısı sahtedir, dokunduğu ruhu yakar.
Önce göğe çıkarır, bir ilah olmak ister,
Kendi kurduğu cennet, bir anda olur mahşer.
İçi boş bir kuyudur, derin ama hep susuz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!