Engin Çakar Şiirleri - Şair Engin Çakar

Engin Çakar

Evlerin odası, eskimiştir;
Kabir!
Ölü bedenler burda.. haydi gir;
Tekbir! ..

Lal olmanın da, zamanı değil

Devamını Oku
Engin Çakar

Eğer düşünmeden evvel konuşursan, konuştuktan sonra uzunca bir düşünme eylemine hazırlanmalısın. Çünkü düşünmeden konuşmanın bedeli; yorucu ve hiç şüphesiz birçok defa da üzüntülü düşünmelere dalmaktır. O yüzden sen, sen ol, konuşmadan evvel rahatça bir düşün. Sakince düşün ki, sonrasında rahatsız edici düşünmeleri peydahlamasın saniyeler. Çünkü, düşünce düşünceyi doğurur...

Devamını Oku
Engin Çakar

Beklemek; bir bebek gibi emeklemek...
Beklemek; sabırla yeşeren gül demek...

Devamını Oku
Engin Çakar

Kızamadım hiçkimseye, herkes kendi âleminde,
Yine perdeler çekilmiş; gözler, körlüğün deminde...

Devamını Oku
Engin Çakar

Bulutlara söyleyin de ağlasın bugün;
Şu ciğer yaralarını dağlasın bugün...
Toprağın süsüdür yağmurun taneleri;
Baharın türküsüdür yağmurun taneleri...

Devamını Oku
Engin Çakar

Dünyâ durmadan dönüyorken;
Üstündekini savurmadan...
Tüm canlılar daha doğarken;
Görevini bilir sormadan...

Hiç bir şey boşuna değil ki;

Devamını Oku
Engin Çakar

Mâdem ki, dünyâ hayâtı aldatıcı metadan ibârettir;
Peki niçin, nefsim hâlâ fâniyete bağlanır; ezâ çeker?
Mâdem ki, âhiret yurdunu kazanmak ebedî saadettir;
Öyleyse, bu sinsi dünyâya âşık olmak, câna ihânettir,
Hem öyle bir ihanet ki; sonu cehennem olan eziyettir!

Devamını Oku
Engin Çakar

Ben ki, bir hüzün seliyim, dert deryâsında yüzerim;
Lâkin, ne bir başkasını ne de kendimi üzerim...

'Rabbî yessir velâ tuassir, Rabbî temmim bi'l hayr'derim;
Can evim üşüdüğünde Rabbime duâ ederim...

Devamını Oku
Engin Çakar

Fikret...Misafirsin cihânda, iki kapılı hânda...Fikret,
Şükret...Engeller de aşarsın, deniz olup taşarsın..Şükret,
Sabret...Bir hikâye bu dünyâ, iki günlük bir rüyâ..Sabret...

Devamını Oku
Engin Çakar

03.03.2015 - Salı - Engin Çakar
Hayatımızın fırtınaları vardır; ne zaman ne şekilde bizi yakalayacağını bilmediğimiz... İnancın getirdiği umudumuzla,fırtınanın esişi bizden daha az şey alır.Fakat aldığından çok verir,bir bakıma bizi hedefe daha çok yaklastirir.Amma ve lakin azim olmadan hedefe ulaşmak abes olacaktır.Azimli birey fırtınanın esişine aldırmaz, fırtınanın esişine ayak uydurarak o da bir fırtına olur ve önündeki tüm engelleri/setleri bir bir aşarak bundan fayda sağlar.Bunun neticesinde de zamanında fırtınaya yol arkadaşlığı yapmış olmanın vermiş olduğu gurur,cesaret ve gayretle gelen duygularla hiçbir fırtınayı gözünde büyütmez ve fırtınadan aldığı rüzgârın kuvvetiyle deli bir rüzgâr misali esip gürlemezde önündeki engelleri iyi bilir ve ne ile karşılaşacağını sağlam tahminlere dayanaraktan az-çok bildiğinden onu ayakta tutan hayat çizgisinde daha emin yürür...
İşte bu yazımda da fırtınanın estiği yönlere değinerek hayatımızın fırtınalarının aslında hiç de gözümüzde büyütülecek kadar olmadığını, aslında zorluklara ayak uydurmaya yardımcı birer klavuz olduğunu göstermeye çalışıyorum...
Fırtınalar arkadan esince hedefe hızlı varır mahlukat-ı beşeriye..önden esincede fırtına sonrası kişi daha cesaretli hale gelerek ileriye daha umutvar biçimde bakar ve her fırtına sonrası yıpranmışlık nüksetsede, kişi bu yıpranmışlığın sonunda maneviyatın getirmiş olduğu inanmışlıkla daha güçlü hale gelir..Lâkin maruz kalınan hiçbir fırtına hedefsiz/idealsiz olmamalıdır..Aksi takdirde önden de esse, arkadanda esse faydası kısa/değersiz ve bazende umutsuzluk içinde, hüsrana götürecek/sonu getirecek sebep oluverir.Misyon ve vizyonumuzla hareket edecek olursak hüsrana uğramak diye bir tabir aklımızın ucundan bile geçmez.Şunu da belirtmeliyim ki önemli olan fırtınanın estiği yön değildir; fırtınadır ve elbetteki ruhumuz daki ölümsüz azmin getirdiği cesaret fırtınası/madalyasıdır; eğer ki fırtına yandan eserse yönümüzü/rotamızı olayın gidişatına göre ayarlamalıyız...Yani fırtınaya yön veren bizleriz.Bız neremize esmesini istiyorsak oraya döneriz ve yöneliriz.Bizlerin bu konudaki hassasiyeti bir rüzgârın ruhaniyetine girmek olmalı.Olayların akışına kapılarak gerekirse fırtınayı dostumuz bilerek ileriye dönük adım atmak en muteber olanı olacaktır...
(Hedef:Umudun getirdiği cennet)
(Hedefsizlik/idealsizlik:umutsuzluğun getirdiği isyan/cehennem)

Devamını Oku