Şu kahpe dünyanın temellerini,
Maskeli yüzsüzlerin emellerini,
Niyetlerinin önündeki amellerini,
Bilirim! Lakin bir şey gelmez elimden.
Her an sapıyorlar Hakkın yolundan,
Kasvetli havanla üstüme çöktün
Gül kokulu yüreğimi tükettin şehir
Ruhuma hicrandan tohumlar ektin
Bağımı, bahçemi mahvettin şehir
Havana, suyuna alışamadım
Saygınlıkmış, sıfatın önünde sayın,
Dökülüyor dillerden, sayısız sayın,
Ben sayamadım lütfen, bir de siz sayın,
Sayını dostu nefsin, aklın düşmanı sayın.
Makama bu kadar bağlılık niye?
Bitmedi bu alemde gamım, kederim,
Her dertliyle dertlendim, yüküm dağ oldu,
Bu kabahat benim, kime ne derim,
Uzadıkça uzadı, ömrüm çağ oldu.
Ne zaman gözü yaşlı bir fani görsem,
Kan emici vampirler, bu gün tarihi yazan
Haritalar çiziyorlar, çocukların kanıyla
Yaşlı dünya görmeyecek bir daha böyle azan
Gel! Ey Nuh Tufanı bir sabah ezanıyla..
Büyük Ortadoğu'da daha nice planlar
Önce kesildi gözünde ferin
Eskidi pörsüdü, yüzünde derin
Kalem tutamıyor, titrek elerin
Bu gece Azrail galiba sende..
Simsiyah saçların kar gibi olmuş
Ayna ve insan!
Gurur ekmeği olmuş, yemeği kibir
Öyle bir yürüyor ki yeri eziyor
Kaçıyor kendisinden dostları bir bir
O, tenini, benini aynasını süzüyor
Gurur ekmeği olmuş, yemeği kibir
Öyle bir yürüyor ki yeri eziyor
Kaçıyor kendisinden dostları bir bir
O, tenini, benini aynasını süzüyor
Öyle mülayımdı ki, gönlü alçaktı,
Sessizlik, saf ve mahzun elbisesiyle
Gül yüzlü çocuğun, gül kokulu nefesiyle
Bilal' in iftarı muştulayan sesiyle
Melekleşirdi herkes iftar vaktinde
Kavururdu içimizi ezan özlemi
Zamanın inzivaya çekildiği an,
İftar vaktinde okunuyorken ezan,
Karşılamanın en güzeline meftunken insan,
Sefa geldin, hoş geldin Ey Şehr-i Ramazan
Kuşlar, bulutlar ve bütün kainat,
Üstad şaşırttın beni. Tebrik ederim gönlüne sağlık