Seni anlattım kuşlara
Taşa, ağaca, suya
Endamını, zerafetini, güzelliğini
Anlattım dağa, ovaya
Kalemimin mürekkebi bile
Tanıdı seni
Mecnun Leyla'sının gözlerinde kayboldu
Ve aşk çekilip gitti, yeryüzünden semaya
Ruh, beden, gönül, herşey, bakışla oldu
Sonra gözlerin geldi, o tertemiz simaya
Bakışların hançer gibi sineme saplanınca
Getirin, yıldızları bana getirin,
Parmaklarımdan çağlayan gibi dökülsün,
İçimde kaynayan volkan yol bulup,
Parlayan yıldızın içinde sönsün.
Yıldız, kim verdi acep senin adını,
Eylül hazan mevsimi,
Yüzü soğuk, sesi soğuk günlerin
Yapraklar düşüyor yine ağaçlardan
Ruhlarını gök kubbeye salarak
Yapraklar posta güvercini izdüşümlerin
Oralar bizim oyun bahçemizdi
Oniki yaşındaydık hepimiz
Oralar bizim gibi, melek gibi temizdi
Oynarken, korkmuyorduk hiç birimiz
Okula der gibi söylerdik mezara gitiğimizi
Öyle bir an olur ki gökyüzüne dalarım
Bazen Ay'ın içinde, üstünde bir yıldızın
Gezerim dolaşırım ve kendimi salarım
Yel eser, yaprak kıpırdar, uyanırım ansızın
Seslerin en gürü ve de en tiz olanı
Yaşarım gurbetin yalnızlığını,
Ruhum bir meçhule doğru süzülür,
Gecenin en koyu karanlığını,
Hissettikçe hafızam, gevşer büzülür.
Yürürüm, duvarlar keser yolumu,
Her dostunum diyene, dönme sırtını,
Küçük bir menfaate inan ki satar.
Sadakati bilmeyene, verme sırrını,
Yük sayar taşıyamaz, yerlere atar.
Sen değilsin sevilen, makamın, şanın,
Şu kahpe dünyanın temellerini,
Maskeli yüzsüzlerin emellerini,
Niyetlerinin önündeki amellerini,
Bilirim! Lakin bir şey gelmez elimden.
Her an sapıyorlar Hakkın yolundan,
Kasvetli havanla üstüme çöktün
Gül kokulu yüreğimi tükettin şehir
Ruhuma hicrandan tohumlar ektin
Bağımı, bahçemi mahvettin şehir
Havana, suyuna alışamadım




-
Ahmet Akkuş
Tüm YorumlarÜstad şaşırttın beni. Tebrik ederim gönlüne sağlık