Zaman ve Hayat!
Toprak günden güne elmas yapar kömürü
Dönüşür başkalaşır fıtrat tabiat
Kül eder yakar ateş en sert demiri
Zaman ve Zemin…!
Apansız aynada bir lamba yandı,
Bu gördüğüm yüz benim mi eyvah!
Gönlüm yıllar yılı dünyaya kandı,
Feri sönmüş bu göz benim mi eyvah!
Zavallı…!
Zakkum ektin, gül bitecek sandın
Sonunda ektiğini biçtin zavallı
Kargayı bülbül gibi ötecek sandın
Meczup oldun, kendinden geçtin zavallı
Ben çok zengin bir çocuktum
Dünyayı kuşatırdı hayallerim
Bazen kaf dağının tepesinden olurdum
Bütün teçhizatımı kullanan ellerim
Zalime yönelttiğim tahta tabancamın
Tetiğine basardı...
Eylül...!
Sessiz, habersiz gelir her sene Eylül
Yaprak döker solar bahçelerde gül
Eylül’de durgunluk dinginlik başlar
Yolculuk...!
Bazen bir dağın yamacına
Bazen bir tepenin eteğine
Bazen de bir ırmağın kenarına
Gitmek istiyorum
Yol ve yemin...!
İçtim suyundan dokuz oluklu pınarın
Yattım gölgesinde ÜLKÜ Adlı çınarın
Yürüyüşüm TURAN'a bugün ve yarın
Beş bin yıldır Türk boyuyla boylandım
Yol ve yolcu...!
Yürüdüğün her yoldan ayağında iz kalır
Yollar; Yalnız olana dikenlidir, taşlıdır
Yolda düşüp kalanda bir soluk beniz kalır
Çatallaşan yolların hepsi çatık kaşlıdır
Yurdum...!
Sordum; memleketin neresi oğul
Pınarbaşı’nda doğdum, Oğuz nesliyim
Babam dedi ki; sadece secdede eğil
Bağımsız karakterime çok hevesliyim
Bizim Mahallede Bayram...!
Bayramlaşma başlardı bayramdan önce
Düğün evleri gibi şendi bizim mahalle
Babalar bir ekmeği beş parçaya bölünce
Bereket yağardı yere, esendi bizim mahalle




-
Ahmet Akkuş
Tüm YorumlarÜstad şaşırttın beni. Tebrik ederim gönlüne sağlık