Rüyalarım...
Yine geldin bu gece rüyama girdin
Ne var ne yok oralarda söyle ne olur
Vurdun paslı hançeri çevirip kırdın
Nasılsın bu sıralarda söyle ne olur
RÜYA!
Anne bu gece rüyama girdin
Havalar nasıl sizin orada
Kanayan kalbimi yay gibi gerdin
Şükür ki ölüm var, hesap günü var
Bu olsun her zaman aklında senin
Unutma! Her faninin bir de dünü var
Sızlamasın kemikleri ceddin, dedenin
Siz fareli köyün kavalcıları
Söyleyin kim akraba kim hısım
Sahipsiz kovanın kem balcıları
Söyleyin kim dostunuz kim hasım
Sıla-i rahimi yitirdiğiniz gün
Nasihat...!
Yarada sızı, dertte sancı yarada sızı
Her sancı kalptedir, yara yürekte
Hangi dağa yaslanır anasız kuzu
Ezelden kanayan yara sürekte...
Sonbahar...!
Kuşlar üşüyor, hava soğuk insan da soğuk
Gönlü dilşad olanlarda ihsan da soğuk
Yavuz dilin döküp saçtığı lisan da soğuk
Sonbahar ömür ağacındaki yaprağı vurdu
Hayat bahçesinde bir ağaç daha kurudu
Sonbaharım...!
Benim yalnızlığımı bir sonbahar paylaşır
Hani gazeller uçuşuyor, rüzgar sert esiyordu
Senin gülüşün aklımda; içimde kuşlar ağlaşır
Aşk; iki kalpte nasıl da sevgiyle eğleşiyordu
Seninle ağlayıp gülsem ben künde,
Ellerin ellerimde olsa son günde,
Bedenimizin kefenleneceği düğünde,
Beraber biçelim tut ellerimden...E. Toprak
Son mevsim...!
Bir sonbaharda yine yapraklar dökülürken
Gurbetteki sevgi yetim, sıladaki sevgi öksüz
Kökünden yavaş yavaş iki ağaç sökülürken
Ne olur güneş doğsa, dünyanın üstü göksüz.
SORGU...!
Kırk tuzaktan kurtuldum, kırk dereyi aştım
Kurt oldum tek başıma kırk köpekle dalaştım
Kırk engeli aştıktan sonra sana ulaştım
Şimdi benim hesapsız geldiğim sen değil misin...




-
Ahmet Akkuş
Tüm YorumlarÜstad şaşırttın beni. Tebrik ederim gönlüne sağlık