Ben şehrin yine en sonunda, en kuytusunda
Bilirsin kaçış sebebimi buralara
En ücrasında takılıyoruz,
Sapa hatıralarla.
Hamlammış İstanbul, kalkamıyor ayağa
Hey gidi hey!
Tozunu yutmuşum anıların
Ne fotoğraflarımız var seninle aklımda,
Olmadığın için yaşlanıyorlar bizsiz
Sensiz bir sebep yürekteki kalmışlığınla
Sadece bende,
Sabrın darasına doluyor
Ah güzel sevdiğim
Bir bulut özlem çöküyor üzerime
Yine bir damla sen damlıyor, her yanısına.
Gecenin yarısında,
Bana bu mutsuzluğu yakıştıran
Ellerini, avuçlarını yanaklarıma yakıştıran o kadındı
Ellerini, avuç içlerini öptüğüm akrep sevişli sevgili
Dut tadı dudakları
Bir son bir iple, kırmızı
Başkalarının mutluluk resimlerinde
Giderebilir miyim eksikliğini
İki gülüş bir yüzde yan yana
İki tane yüz eksik bir şekilde,
Gülebilir miyiz ki baş başa?
Ve sen iki ulema şahitliğinde
Yarım zahmetli çizilmiş ay
İki nebze sızı
Biri dudaklarımdan düşen ayrılık damlası
Diğeri iki yüz liralık saat
Akrebi yelkovanına kavuşmayan
Ve geldik mi anlatılan o yere
Ne ara geçtik üstesinden
Ne ara geçti üstümden
Ay duruyor yine tepemde
Gece yolcusu kalmasın
Herkes balkonunda evinde
Cevabını yalnızca senin bildiğin nedenlerin var elinde
Ben elli milyon tane şiir, elli bin kelimeyle
Ben şu zamana kadar yazılmış en uzun cümle
İstediğim hayatsa benden öte
Bir sevda eseri beden
Hangi arzuya gem vurmuş Sinan
Anımsadım
Ilık bir damla
Sanki kilometrelerce yol yürüyor boynunda
Düşmedi gitti melet
Geride ne varsa kadın
Hala gözlerimin ardında.
Sessizce bir katliam var
Gördüm can havliyle
Ağzı bağlı evdekilerin
Hayallerimizi ipe asıyor biri
Sende yardım ediyor gibisin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!