METİN GÖKTEPE’YE
Düşürdüler duvar dibine kancık bir pusuyla
Öldüresiye dövdüler ve öldürdüler
Bir fotoğraf makinesine bile tahammülü yoktu arkasız soysuzların
Kırılmıştı Metin’in merceği
Kırılmıştı direncin her bir kemiği
Savrulmuştu zifiri karanlığa
Bedeni kan içinde
Evrensel’i yas içinde
Şimdi bunu, ona nasıl anlatacağız?.
Muhabirler muhbir,
Habercilik ispiyonculuk olmuş
Söyle Metin'im söyle
Bunları Hrant'a Uğur Mumcu'ya
Musa Anter'e söyle...
Kana doymaz vampirler sarmış uğruna öldüğünüz yurdu
Gayrı, kadınlar, çocuklar, hukukçular da ölüyor ecelsiz
Ölümler burda hep böyle böyle
Vakitsiz ölümler bunlar, kiminin yaşına, kiminin gözyaşına düşüyor
Acısı da yaşayanlara düşüyor
İşte burada hal, hep böyle böyle
Anacığının oğul oğul feryatları hiç durmadı
Oluk oluk gözyaşları yüreğimize kan olup damladı
Ve hiç kurumadı Metin’im
İnan hiç kurumadı
Berfo ana'dan biliyoruz, oğlunun mezarını bilmemeyi
Ceylan'ın parçalanmış bedenini eteğinde taşırken anacığı
Parçalandı ciğerler
Ağıtlar kan kaçağı
Uğur Kaymaz'ı onikisinde babası ile birlikte vurdular, tam tamına on üç mermiyle
Kaç Fidan
Kaç Umut düştü toprağa devlet eliyle
Vurdular kanlı ellerini tanıdığın tetikçiler Suriçi’nde
Vurdular barışı hemde ELÇİ'siyle
Ahh Metin’im
Objektifi öksüz
Kalemi yetim
Şimdi öldüğünü, öldürüldüğünü anacığına nasıl söyleyeyim
Benim güzel ağabeyim…
Erdal Karadağ
“Yirmi yıllık yoksun/luk”
Saygıyla özlemle…
8 Ocak 2016
Esenler/İst.
Kayıt Tarihi : 30.08.2018 14:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



