Sen böyle uzaktan konuşunca olmuyor..
Yapma şunu...
Kalbim karıncalanıyor be Kadın !
Çok şey biriktirip yazdım yokluğunda ama cesaret edemedim...
Hadi Ben küsüm, kırgınım en çokta kendime.
Sen neden duruyorsun?
...
Ben çerkes beyi, sen türkmen sultanı...
"Sana en güzel hediyeyi vermek isterdim.
Ama sen,
En güzel varlığa sahipsin zaten.
O da senin güzel yüreğin Ey Türkmen kızı.. Çerkez beyine eşlik eden Ay yüzlü kadın...!
...
Gel ay yüzlüm...!
Bir çerkes kızı edasıyla,
Gel..!
Salına, salına gel...
Gözlerimin içine bakarak, beni sevdiğini söyleyerek,
Edip Cansever diyor ya;
"Geçen yıl da Haziran'ın sıcak günlerinde çocuktum böyle, aşıktım. Rüzgarlar yakardı ayak bileklerimi, içimi en güzel sevdalar sarmıştı..."
Geçen Haziran sen yoktun ve ben aşık değildim.
Kendime ait bir dünyada yapayalnız iken sen geldin bir kış günü.
Dışarı zemheri ve kan donduran bir soğuktu.
Haziran gibi sıcak oldu yüreğim, seninle doldu.
Canım çok şey anlatmak istiyor ama yorgunum.
Ah bu özlemin...!
Beynim yorgun, bedenim yorgun, bunca yılı çeken kalbim bile yorgun artık.
Yokluğun çok ağır kadın...! Heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun, konuşarak anlaşmaya olan inancım bile yorgun.
Benden geriye mecalsiz bir şey kaldı sadece.
Çok yorgunum.
....
"Bana ne yazdan, bahardan...
Bana ne borandan, kardan..."
Kendi derdi derdime düştüm.
Dardayım...
Darda...!
..
Dardayım yar, darda ...!
Yokluğunun sınırındayım.
Aramıza yollar girdi, kentler ve toros dağları.
Benim sınırlarım senin yanındır sevgili..
Bilmezmisin.
...
Kaç yıl geçti...
Öyle ya da böyle…
Takılıp kalmamak gerek zamana.
Ama ben sana hep yazacağım,
Sen de hep okuyacaksın.
Senli düş kırıkları var bu kentin.
Yürürken içime batan,
Ardında şafaksız bir gecenin izleri..
Emanet rüzgarın getirdiği türküler,
Umudumun beline dolanmış.
Senli düş kırıkları var bu kentin..
....
Uyudum...!
Düşümde seni gördüm.
Uyandım...!
Seni düşündüm.
Seni gördüm, seni tanıdım...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!