Gizemli düşlerinde güneş besleyen evler,
Şimdi bir karıncanın ezilmiş posasında!
Sarmış kaldırımları benzin yüklü alevler,
Yüreğim örselenmiş tilkinin masasında!
Yıldırımlar karnından dökerken bir mahşeri
Yıl ikibinler! …
Sahne Ortadoğu! ...
Yer,
Telafer! ...
Tek dişi kalmış canavar
Kızılderili kanı emen ağzını
Bir çiçek ki, pembesi var al’ı yok,
Meltemler esince yellere karşı!
Arılara vereceği balı yok,
Rengini kesince güllere karşı!
Bir çiçek ki, sitem eder naz eder,
Yirmi birinci yüzyıldan geçerken
Bir selam alınca gül yüzlü yardan
Atlarımı ay’da sulayıp gelsem!
Kanımla gönlümün bileşiğinde,
Poyraz olup içiversem yolları
Ay/sın dedi nilüferli havuzbaşı
Yaladı geçti ışıklar cümbüşü saçlarını
Islak dudakların parıldadı karanlıkta
Gülden bir mahşerdi bakışları,
Isıtırdı kara kışları! ...
Onlar ki, bu topraklara
Elli milyon şehit vermişlerdi! ...
Bu milletin karanlık gecelerine
Din kardeşimin canı incise
Bir fermanla dize getirirdim
Frengistanı!
Bağırmazdım
Çağırmazdım,
Kılıç sallamazdım
Sevdalar zamansız çalar kapını,
Yitik ozanımın sesi duyulur!
Kopuzunda hüzün yüzlü bir tını,
Yüreğinde bir yaralı kurt solur!
Uyanırsın bir gizemli kuşluğa,
I
Tekbirlerden çelenkler taktım mezar taşına
Şehit seni doğuran cana kurban olayım!
Ay yıldızlı sancağa seğriyen can kuşuna
Şehit seni doğuran cana kurban olayım!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!